KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5075 E., 2010/7243 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Haziran 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
645 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Denizli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.07.2008 tarih ve 2007/1745-2008/1109 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili ile müdahil Hazine vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2010 gününde davacı şirket temsilcisi ... ile davalı ... vekili Av.E... ile müdahil Hazine vekili Av.... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra,
duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 2001 parselde bulunan 3003,00 m2’lik kısım üzerinde mermer atölyesi ve tesislerini işlettiğini, daha önce bu yerin sahibi olduğunu iddia eden davalının 20.11.1999 günü taşınmazı müvekkiline kiraladığını, 2002 yılına kadar kiralarını düzenli olarak ödediğini, 2002 yılında Hazine’nin müvekkilinden istediği ecrimisilin ödendiğini, davalının da Hazineye ecrimisil ödediğini taşınmazın asıl malikinin Hazine olduğunu öğrenen davacının, 19.10.2007 tarihinde Hazine ile kira sözleşmesi yaptığını, daha önce davalı ile davacı arasında yapılan 28.07.2006 tarihli sözleşmenin ve eklerinin feshi gerektiğini,
davalının malik olmadığı taşınmazı kiraya vermek suretiyle zilyetlik hakkını kötüye kullandığını, malik olmadığını ve Hazineye ecri misil ödediğini saklayan davalının malik sahibi davranıp davalı ile kira sözleşmesi yaptığını ileri sürerek, 28.07.2006 tarihli kira sözleşmesinin geriye etkili olmak üzere feshini, bu talep uygun görülmezse tevdi mahalli tayini ile kira bedellerinin dava sonuna kadar bu hesapta bloke edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşınmazın mülkiyeti Hazine’ye ait olup, işyerlerinin müvekkiline ait olduğunu, 1985 yılında işyerlerini yapan müvekkilinin 1984-1998 yılları arasında ecrimisil bedellerini Hazine’ye ödediğini, davacının 1999-2002 dönem ecrimisilini 2002 yılında Hazine’ye ödediğin, müvekkilinin 20.11.1999 tarihinde davacıyı işyerlerini kiraya verdiğini, davacı aleyhine açtıkları haciz ve tahliye istemli icra takibine itirazın iptali davasının kabulüne dair verilen kararın temyiz dilekçesinde davacının, bu yerin Hazine’ye ait
olduğunu, 20.11.1999 tarihli kira sözleşmesinin davacıyı bağlamayacağını ileri sürmekle, Hazine’nin malik olduğunu davacının bildiğini, buna rağmen davacının müvekkili ile 28.07.2006 tarihli kira sözleşmesini müvekkili ile yaptığını, ecrimisil bedellerini müvekkilinin Hazine’ye ödeyeceğinin kira sözleşmesinin 4/a maddesinde öngörüldüğünü, buna rağmen öngörüldüğünü, buna rağmen kira sözleşmesinin feshinin dava edilmesinin TMK’nun 2 nci maddesine aykırı düştüğünü, o ilamın 26.06.2006 günü kesinleşmesinden bir ay sonra 28.07.2006 tarihinde davacının imzaladığı kira sözleşmesi taşınmazın tamamına ilişkin olduğunu, davacının Hazine ilaveten kira sözleşmesinin ise 3003.00 m2 alan ile ilgili olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davaya müdahil olan Hazine vekili, mülkiyeti Hazine’ye ait olan taşınmazın 3003,00 m2’lik kısmını davacıya 10.09.2007 tarihli sözleşme ile kiraya verdiklerini, mülkiyeti Hazine’ye ait olan yerler ile ilgili olarak başkaları arasında görülen davalar sonucunda kesinleşen ilamların idareyi bağlamayacağını, kalan kısım için davalının alacak iddiasında bulunamayacağını, kiraya veremeyeceğini ileri sürerek, bu hususların işbu davada nazara alınmasını istemiştir.
Mahkemece; dosya kapsamına göre, davacının, Hazine’ye ecrimisil ödemeye 2002 yılından beri devam ettiği halde, davacı ile davalı arasındaki 20.11.1999 tarihli kira sözleşmesine itibar edilerek davalı lehine verilen o kararın kesinleşmesinden bir ay sonra 28.07.2006 tarihinde davacı ile davalı arasında imzalanan 2 yıllık kira sözleşmesinin 4/a maddesinde ecrimisilin davalı tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu sözleşme devam ederken davacının Hazine ile 10.09.2007 tarihinde 3 yıllık kira sözleşmesi imzalandığı, bundan sonra işbu davanın açıldığı, bu durumda serbest irade ile imzalanan sözleşmenin feshini talep etmesinin iyiniyete aykırı olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile müdahil Hazine vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ile müdahil Hazine vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5075, K. 2010/7243, 22 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama