KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5121 E., 2011/16233 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
546 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/11/2009 tarih ve 2006/796-2009/731 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve davalı banka vekilleri vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankadan taşıt kredisi çekmek suretiyle çekici araç satın aldığını, davalı bankanın diğer davalı ... şirketine aracı 16/03/2004 tarihinde sigorta ettirdiğini, teminat süresi dolunca müvekkilinin aracı başka bir sigorta şirketine sigortalattığını, ancak müvekkilinin davalı bankanın daha uygun şartlarda sigorta yapacakları beyanıyla poliçeyi iptal ettiğini, aracın 06/07/2005 tarihinde kaza yaptığını, davalı banka şubesine başvurulduğunda sözleşmenin yapıldığını, ancak taksitlerin yatırılmadığının bildirildiğini, taksitler ödendiğinde poliçenin geçerli olacağının söylendiğini, bunun üzerine,
müvekkilinin vadesi gelmemiş taksitleri dahi ödediğini, aracın servis tarafından tamir edildiğini, ancak sigorta şirketi tarafından servise ödeme yapılmadığını, davalıların kusurlu davranışları nedeniyle kasko poliçesi iptal edildiğinden müvekkili tarafından ödenmek zorunda kalınan 12.250,00-TL hasar bedelinin avans faizi ile birlikte ve müvekkilini üzüntü ve sıkıntı içine soktuklarından dolayı 5.000-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, müvekkili bankanın davaya konu sigorta ilişkisinde acente olduğunu ve davacı ile davalı ... şirketi arasında sigorta ilişkisinin risk tarihinde başlamamış olması nedeniyle TTK 1295 vd maddelerine göre davalıların sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... şirketi vekili, kaza anında poliçe peşinatının ödenmemiş olması nedeniyle, sigorta teminatı işlerlik kazanmadığından müvekkili şirketin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı ile davalı banka arasında imzalanan taşıt kredi sözleşmesine göre, bankanın müşteri adına aracı sigorta etmeye ve süresinin dolması halinde sigorta poliçesini yenilemeye ve doğacak prim borçlarını da müşteri hesabına borç kaydetmeye yetkili olduğu, bu düzenlemeden hareketle bankanın ilk yıl için poliçe düzenleyip davacının
herhangi bir talimatı olmamasına rağmen resen hesaplardan virman yoluyla prim tahsilatının gerçekleştirdiği ve ikinci yıl poliçesi için de aynı şekilde işlem yapması gerekirken, bunun gerçekleştirmemesi nedeniyle sözleşmeye aykırı davrandığı anlaşılarak davanın kısmen kabulüyle tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 12.250,00-TL alacağın 21/10/2005 tarihinden itibaren değişen oranlardaki reeskont faiziyle davalılardan tahsiline ve manevi tazminat isteme şartları oluşmadığından bu talebin reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı ve davalı banka vekilleri tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı İş Bankası vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dilekçesinde "ticari reeskont- avans" oranında faiz istendiğine göre mahkemece ticari işlerde uygulanacak avans faizi oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, reeskont oranında faize hükmedilmiş olması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK' nun 438/7 maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5121, K. 2011/16233, 1 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama