KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5441 E., 2010/5059 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
574 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.09.2008 tarih ve 2008/70-2008/294 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatif ortaklığından istifa yoluyla ayrılan müvekkilinin çıkma payının tahsili amacıyla girişilen icra takibinin, davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının istifasının davalı kooperatif yönetim kurulunca 19.09.2005 tarihli karar ile kaub edildiği, 2005 yılı bilançosunun 22.01.2006 tarihli genel kurulda kabul edilip 22.02.2006 tarihi itibariyle kesinleştiği, aynı genel kurulda geri ödemelerin iki yıl süreyle ertelendiği, ancak bu kararın kooperatife iki yıl süreyle ödeme yapmama hakkını verirse de alacağın muacceliyet tarihini etkilemeyeceği, icra takibinin ise 01.02.2008 tarihinde yapıldığı,
davacının ödediği (6.400) YTL aidat tutarından (0,90) YTL tutarındaki genel giderin düşülmesi gerektiği, davacının isteminin (6.400) YTL asıl alacak ile ilgili bulunduğundan bu bölüme yönelik uturazın reddedildiği, alacağın likid olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının (6.399,10) YTL'lık kısma yönelik itirazının iptali ile takibin bu miktara yasal faizi yürütülerek devamına, % 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Ancak dava, ortaklıktan çıkma payı alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 17/1. maddesi ve anasözleşmenin 15. maddesi gereğince, kooperatiften ayrılan ortak, ödemiş olduğu aidatın tamamını değil, ayrıldığı yıl bilançosuna göre hesaplanacak olan genel gider payı düşüldükten sonra bakiyenin iadesini talep hakkını haizdir.
Somut uyuşmazlıkta ise mahkemece bu hususta görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davacının ödediği aidat toplamından, ortaklıktan ayrıldığı yılın bilançosuna göre davacı ortağın payına isabet eden “kooperatif zararı” düşülmüştür. Oysa yasa ve anasözleşmenin anılan hükümlerine göre, ayrılan ortağa yapılacak geri ödeme miktarı hesaplanırken ortağın ödediği toplam tutardan, bilançoda ayrılan ortağa kooperatifin zararından değil, “genel giderlerinden” isabet eden payın düşülmesi gerekir.
O halde mahkemece, davalı kooperatifin ortaklığından ayrıldığı 2005 yılı bilançosunda belirtilen genel giderlerden, davacının payına düşen miktarın belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
3- Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; her ne kadar davacı vekilince sunulan dava dilekçesinde dava değeri olarak icra takibinde talep edilen asıl alacak miktarı olan (6.400) YTL. gösterilmiş ve bu meblağ üzerinden harç yatırılmışsa da, davacı tarafından icra takibinde birikmiş faiz alacağı da talep edilmiş ve davalı borçlu tarafından bu faiz tutarına da itiraz edilmiştir. Davacı vekilince işbu dava ile davalının itirazının iptali istendiğine göre mahkemece, davacıya icra takibi ile talep ettiği asıl alacak tutarı ve faiz alacağı toplamı üzerinden eksik alınan harcın tamamlaması için süre verilmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5441, K. 2010/5059, 10 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama