KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5578 E., 2012/4968 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2009 tarih ve 2009/86-2009/776 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.03.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların yayıncısı ve yönetim kurulu başkanı oldukları Vatan Gazetesinde 01.02.2009 tarihinden başlayarak doğrudan müvekkilinin yayıncısı olduğu Sabah Gazetesine yönelik olarak yayınlanan ilanların haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek,
yanlış ve yanıltıcı beyanlarla gerçekleştirilmiş olan ve sürdürülen haksız rekabetin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak bu beyanların düzeltilmesini, bu meyanda ücreti davalıdan alınarak düzeltmeyi temin etmeye yönelik olarak verilecek içerikte mahkeme hükmünün Vatan Gazetesinde ve Türkiye çapında yayınlanan ve günlük tirajı 300.000’in üzerinde olan bir gazetede yayınlanması için hüküm tesisini,
yapılan yayınların içeriğinin müvekkilinin manevi zarara uğramasına neden olduğundan her bir ilan için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini ve maddi tazminata ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu yazıların ilan niteliğinde olmayıp sektörel bilgilendirme yazısı niteliğinde olduğunu, yazıların reklam verenlere yönelik bulunduğunu, bu yazıların reklam olarak tanımlanmasının mümkün olmadığını, ancak reklam olarak kabulü halinde dahi bunun “eleştirel karşılaştırmalı reklam” olarak değerlendirilmesi gerektiğinden bu durumda da yasaya aykırı bir halin gerçekleşmeyeceğini, somut olayda haksız rekabet teşkil edecek bir eylemin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu reklam/ilanlarda yer alan anlatımların hukuken korunması gereken karşılaştırmalı reklam sınırlarını aşacak nitelikte olup davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu, bu eylemler ile davacının ticari onuru zedelenmekle manevi tazminatın koşullarının somut olayda gerçekleştiği, ancak farklı günlerde yayınlanan reklam/ ilanların aynı kampanyanın devamı niteliğinde tek bir eylem olarak kabulünün gerektiği sonucuna varılarak, davanın kısmen kabulü ile davalıların eylemlerinin haksız rekabet olduğunun tespitine ve önlenmesine,
karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak kaydıyla hükmün tirajı 100.000’i geçen bir gazetede yayınlanmasına ve ilanına, takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili ile katılım yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının manevi tazminat isteminde bulunup,
bu davada maddi tazminata ilişkin bir isteminin olmadığı ve mahkemece hüküm altına alınan 30.000,00 TL’nin manevi tazminata ilişkin olarak yapılan değerlendirmeler uyarınca verildiğinin açıkça anlaşılmasına göre kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrasında sözkonusu tazminat için “manevi tazminat” ibaresi yerine “maddi tazminat” yazılmış olması kararın bozulmasını veya değiştirilmesini gerektiren yasal aykırılık halini oluşturmayıp, maddi hatadan kaynaklanan bir durum olması nedeniyle mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına göre taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5578, K. 2012/4968, 29 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama