KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5787 E., 2011/17400 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
770 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İliç Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/04/2009 tarih ve 2007/47-2009/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalılar ... ve ... tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalıların 12/10/2000 tarihli Zirai Kredi Sözleşmesi ve İkraz sözleşmesi ile zirai kredi kullandıklarını, davalılardan ...'ın asıl borçlu, diğer davalıların müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu (3.600) TL kredinin ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik vade tarihi itibariyle (5.809,71) TL'na ulaşan borcun vade tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlı zirai kredi faizi, yine değişken oranlı temerüt faizi ve BSMV ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında alacak talebini (7.041,82) TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılardan ... ve ... faizlerin aşırı yükselmesi nedeni ile borcu ödeyemediklerini beyan etmişler, diğer davalılar ..., ..., ..., ... ve ... aynı sözleşme ile kullandıkları kendi kredi borçlarını ödediklerini savunarak davanın reddini istemişler, davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir.
Mahkemece; iddia, savunma, toplanan kanıtlar, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda davacının alacağının (7.041,82) TL olduğu hesaplanmış ise de, raporda hesaplamaya esas alınan gün sayısının yanlış tespit edildiği gibi talep edilmediği halde KKDF kaynaklanan alacağın da hesaplamaya dahil edildiği,
esasen davacının vade tarihindeki alacağının 6.664,61 TL olduğu gerekçesi ile asıl borçlu ... ile kendi borçlarını dahi ödemeyerek 5661 sayılı yasadan yararlanamayan davalı kefiller ..., ... ve ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 6.664,61 TL alacağın bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, alacağın ana parası olan 3.600,00 TL'sına davalı ... yönünden vade tarihinden, diğer davalılar yönünden dava tarihinden itibaren temerrüt faizi yürütülmesine, 5661 Sayılı Yasa uyarınca kendi borçlarını 31/12/2007 tarihinden önce ödeyen davalılar ..., ..., .... hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı; davacı vekili ile davalılar ... ve ... temyiz etmiştir.
1- Dava genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece vade tarihi itibariyle asıl alacak, akti faiz alacağı ve BSMV ayrı ayrı hesaplanıp bulunan toplam alacağın davalılardan tahsiline karar verilmiş ise de, taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi hükmü uyarınca vade tarihine kadar oluşan akti faiz alacağının asıl alacağa ilavesi ile oluşacak kapitalize edilmiş alacak üzerinden temerrüt faizine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile asıl alacak miktarı üzerinden temerüt faizine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Öte yandan, akdedilen genel kredi sözleşmesinde asıl borçlu için borcun vade tarihinde muaccel olağının, keza sözleşmenin 9.8 maddesinde asıl borçlu yönünden borcun muaccel olması halinde, müşterek borçlu müteselsil kefiller yönünden de herhangi bir ihbara gerek kalmaksızın muacceliyet kesbedeciğinin ve borcun derhal ödeneceğinin kefillerce kabul edilmiş olmasına göre, mahkemece, kefiller yönünden temerrüt için ihtar koşulunun bertaraf edildiği gözetilmeksizin vade tarihi yerine dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmolunması bozmayı gerektirmiştir.
3- Mümeyyiz davalıların temyiz istemine gelince; bahsi geçen davalılar temyiz aşamasında davacı banka tarafından verilen ve davacı bankaya borçlu olmadıklarına dair belge sunmuşlardır.
25/05/2007 tarih ve 26532 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren ve somut uyuşmazlıkta uygulanma imkanı bulunan 5661 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Kullandırılan Toplu Köy İkrazatı/grup Kredilerinden Doğan kefaletin sona Erdirilmesi Hakkında Kanun'un 1. maddesinde "(1) Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketinden 20/8/2002,
Tarım Kredi Kooperatiflerinden 30/1/2004 tarihinden önce birden çok üreticinin/kooperatif ortağının birbirlerine karşı müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olarak toplu köy ikrazatı/grup kredisi şeklinde kullandıkları tarımsal kredilerden, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle Tasfiye Olunacak Alacaklar/Takip Hesaplarında kayıtlı borcu bulunanların (borcu yeniden yapılandırılmış olanlar dahil) bu sözleşmelerden doğan kendi borçlarını, Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ve Tarım Kredi Kooperatifleri mevzuatında yer alan ödeme esaslarına göre;
faiz, masraf, yargılama gideri, vekâlet ücreti ve diğer her türlü fer'ileri ile birlikte 31/12/2007 tarihine kadar tamamen ödemeleri ya da bu tarihe kadar yeniden yapılandırmaları ve yeniden yapılandırılan borçların yapılandırma koşullarında tamamen ödenmesi şartıyla, aynı sözleşmedeki diğer tarımsal kredi borçlularına olan kefalet sorumluluğu ödeme tarihi itibariyle son bulur.
Kendilerine ait tarımsal kredi borçlarını bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce faiz, masraf, yargılama gideri, vekâlet ücreti ve diğer her türlü fer'ileri ile birlikte tamamen ödeyenlerin tarımsal kredilerden kaynaklanan ve aynı sözleşmedeki diğer borçlulara olan kefaletten sorumluluğu ise bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte sona erer." düzenlemesi getirilmiştir.
Şu halde, davalıların ilk defa temyiz aşamasında sundukları belgenin mahiyetine göre, uyuşmazlık konusu kredi sözleşmesi ile mümeyyiz davalıların kendi kullandıkları kredi borçlarını ödeyip ödemediklerinin araştırılıp, yukarıda değinilen yasa uyarınca hukuki durumlarının tayin ve tespiti gerekeceğinden hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5787, K. 2011/17400, 21 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama