KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/5957 E., 2011/17313 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
556 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/12/2009 tarih ve 2007/817-2009/759 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava konusu meblağ 14,200 TL'nin altında bulunduğundan HUMK'nun 3156 sayılı kanunla değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin müvekkili bankanın Aksaray/İstanbul şubesiyle 6 adet genel kredi taahhütnamesi imzaladığını ve bu taahhütnamelere istinaden bankadan nakdi kredi kullandığını, davalının borcunu ödememesi üzerine kredinin teminatı olarak verilen 2.200 TL’lik bono ve 3.000 TL’lik çekin tahsili talebiyle icra takibine girişildiğini, bu takip üzerine borçluların açmış oldukları menfi tespit davası sonucunda davalıların 2.334.98 TL yönünden borçlu olmadıklarının tespitine karar verildiği,
böylece davalıların borçlarının 3.334.42 TL olduğunun ortaya çıktığını, yapılan icra takibinde, takip tarihinden itibaren % 98 oranında reeskont faizi talep edildiğini, bu nedenle anılan takipte bankanın dönemler itibariyle değişen kredi temerrüt faiz oranlarını talep edemediğini, bu nedenlerle davacı bankanın İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesi’nin 1994/793 Esas, 1995/1482 Karar sayılı menfi tespit davası ile tespit edilmiş olan alacağına, değişen oranlarda temerrüt faizi uygulanarak alacağın tahsilinin gerektiğini ileri sürerek, toplam 69.476 TL banka alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının kesinleşmiş mahkeme kararını yok sayarak talepte bulunduğunu, halbuki aynı kredi sözleşmelerine dayanılarak verilen kredilerin teminatı olan çek ve bono için yapılan icra takibinde davacının % 98 faiz talep etmekle hangi nam altında olursa olsun başkaca bir faiz talep etme hakkına sahip olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, asıl kredi borçlusunun 8.864,95 TL, kefilin ise 8.530,53 TL borçlu olduklarının tespit edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, kredi sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Daha önce İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.11.2003 tarih 2000/1475 E., 2003/1701 K. sayılı ilamındaki 2.865,01 TL’nin davalı ...’dan alınarak davacıya verilmesine yönelik olan kısmı davacı tarafça temyiz edilmemiş, hüküm yalnızca davalı tarafça temyiz edilmiştir.
İşbu hükmün Dairemizce sair yönleri incelenmeksizin görev noktasından bozulmasından sonra mahkemece görevsizlik kararı verilmiş ve dosya İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmiş olup anılan mahkemece davalı ...’ın davacıya 8.530,53 TL ödemesine karar verilmiş ise de, yukarıda değinilen ilk kararın davacı yanca temyiz edilmemesi ile adı geçen davalı yararına usuli kazanılmış hak doğduğundan artık ilk karar ile hüküm altına alınan miktardan fazla bir miktar ile anılan davalının sorumlu tutulması mümkün bulunmamaktadır.
Bu itibarla, mahkemece, davalı ...’ın ilk kararda ödemekle sorumlu tutulduğu miktar dikkate alınarak hüküm kurulması gerekirken, usuli kazanılmış hakkı ihlal edecek biçimde hüküm tesisi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5957, K. 2011/17313, 20 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama