KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6196 E., 2010/5729 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
298 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.05.2008 tarih ve 2006/295-2008/237 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin ortağı bulunduğu davalı kooperatifin 20.06.1992 tarihli genel kurulunda tasfiye kararı alınmasına karşın tasfiyenin tamamlanmadığını, tasfiye kapsamındaki işlerin tamamlandığını, ileri sürerek, kooperatif yöneticilerinin tasarruflarının iptalini, zararları gidermede sorumluluklarının tespitini ve tasfiye tamamlanmak üzere kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı kooperatif tasfiye kurulu ve denetçi vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda benimsenen bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, kooperatif tasfiye kurulunca asli tasfiye işlemleri dışında kalan tasarrufların olmadığı, tasfiye kararının alındığı 20.06.1992 tarihinden dava tarihine kadar yapılan iş ve işlemlerde genel kurul kararlarına bir aykırılık tespit edilmediği, tasfiye memurlarının dava tarihi itibariyle genel kurul kararları haricinde bir iş ve işlem yaptıklarının tespit edilemediği, kooperatif yöneticilerinin tasarruflarının iptalini gerektirecek bir durumun söz konusu olmadığı,
kooperatifin organsız kalmaması nedeniyle ancak yönetim kurulunun azli ile birlikte istenebilecek kayyım atanması talebinin yerinde olmadığı, somutlaştırılacak zararın kooperatif sorumlularına ödettirilmesi istemi ile eda davasına konu edilebilecek hususların böyle bir tespit davasıyla ileri sürülmesi halinde dinlenilme imkanı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6196, K. 2010/5729, 24 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama