KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6328 E., 2010/5866 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
328 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Denizli Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.09.2008 tarih ve 2006/395-2008/281 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ortağı olan davalı hakkında ödenmeyen aidat borçlarının tahsili için başlatılan takibe davalının haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacının ortağı olmadığını, daire satın aldığı kişinin de ortak olmadığını, bu nedenle aidat borcunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının ortak olmadığı ve ortak olmayan kişiden satın alınan daire için aidat borcunun bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, aidat alacağı için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut olayda, 20.5.2005 tarihli dilekçe ile davalının, davacı kooperatif ortağı olan Naile’nin 3 nolu bağımsız bölüme ilişkin hissesini devraldığı gerekçesiyle davacıya ortaklık müracaatında bulunduğu ve kooperatif yönetim kurulu tarafından aynı tarihte davalının ortaklığının kabulüne karar verildiği uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, davalının da kabulünde olduğu üzere bu ortaklığa bağlı olarak 31.5.2005 tarihinden 31.8.2005 tarihine kadar davalı tarafından toplam 4.000 YTL aidat ödenmiş olması nedeniyle ortaklığa kabul kararı davalı tarafından da benimsenmiştir. Bu durumda, davalının kooperatif ortağı olduğu konusunda her hangi bir kuşku kalmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, kooperatif ortaklığından doğan hak ve yükümlülüklerin ortağın istifa etmesi veya kooperatif tarafından ihraç edilmesinin kesinleşmesine kadar süreceği göz önüne alınarak, davalının kooperatif ortağı olduğunun kabulü ile aidat borcunun hesaplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6328, K. 2010/5866, 25 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama