KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6334 E., 2010/5492 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
319 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Dinar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.11.2006 tarih ve 2006/283 - 2006/504 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı tarafından gönderilen ödeme emri içeriğinde bahsedilen 1453 ve 1455 nolu senetlerin müvekkili tarafından imzalanmadığını ileri sürerek, icra takibinin iptali, borçlu olmadığının tespiti ile davalının % 40’tan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, ...’ın kefili olarak babası ...’ın davacı adına vekaleten imzaladığı senetler nedeniyle borçlu bulunduğunu savunarak, davanın reddine, % 10 imza inkarı ile % 40’tan aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının babası olan dava dışı ...'a davalı ... nezdindeki iş ve işlemleri yapmaya yetki verdiği, vekil olan ...’in de vekaletnamedeki yetkiye dayanarak davacının kardeşi olan dava dışı ...'ın Karakuyu ...’nden aldığı kredi nedeni ile düzenlenen kredi sözleşmesine kefil sıfatı ile imzaladığı, kefil olma yetkisinin bir vekile verilebilmesi için özel bir vekaletnameye ihtiyaç gösteren yasal bir düzenlemenin mevcut olmadığı,
verilen umumi vekaletnamelerle vekilin vekil eden adına vekil olabileceği, somut olayda söz konusu vekaletnamede kooperatif nezdindeki iş ve işlemlerin yapılması yetkisini veren vekaletnameye dayanılarak vekilin kefalet vermesinin mümkün olduğu, davacının kefil sıfatıyla dosya borcundan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine, davalı alacaklının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6334, K. 2010/5492, 17 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama