KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6336 E., 2010/5641 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
682 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Meriç Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.06.2008 tarih ve 2008/18-2008/48 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı tarafından kendisi aleyhine kefil olduğundan bahisle asıl borçlu ile birlikte icra takibine geçildiğini, takibe konu kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile veya herhangi bir nedenle imzalamamış olduğunu, bu nedenle hakkında icra takibi yapılmasının yasaya aykırı bulunduğunu ileri sürerek, icra takibi ve davaya konu genel kredi sözleşmesinden dolayı herhangi bir sorumluluğunun olmadığına ve borçlu bulunmadığına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından verilen vekaletname ile ...’un kefil olma yetkisini de içerecek şekilde yetkili kılındığını, takibe konu genel kredi sözleşmesindeki ...’un isminin yazılı olduğu kısımdaki imzanın ...’a ait olup, bu imzanın ...’a vekaleten atılmış bulunduğunu, vekilin imzasının vekalet vereni bağlayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, sözleşmeye kefil sıfatıyla atılan imzanın davacı ...’a ait olmadığı, davacı tarafından verilen vekaletnamede kefil olunacak borç miktarının belirtilmediği, bu nedenle vekaleten yapılan kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı, sözleşmenin ... tarafından davacıya vekaleten müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığı hususunun anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalı kooperatife Meriç İcra Müdürlüğünde başlatılan takibe konu 42.836,88 YTL’lik kefalet sözleşmesinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalı kooperatif 1581 sayılı Yasa’nın 19/B-a maddesi uyarınca ancak açtığı davalarda harçtan muaf olup, davalı olduğunda harçtan muaf bulunmamasına göre davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazının reddi gerekmiştir.
2-Dava, borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Davacı icra takibine konu kredi sözleşmesini kefil sıfatı ile veya herhangi bir nedenle imzalamamış olduğunu iddia etmiştir.Davalı kooperatif ise takibe konu kredi sözleşmesinde davacı ...’un isminin yazılı olduğu yere ... tarafından verilmiş bulunan vekaletnamedeki yetkiye dayalı olarak ...’un imza atmış bulunduğunu, atılan imzanın ...’a ait olup, ...’un ... tarafından verilen vekaletnameye dayalı olarak bu sözleşmeyi imzaladığını savunarak, sözkonusu vekaletnameyi dosyaya ibraz etmiştir.
Davalı tarafından ibraz edilen vekaletname incelendiğinde ... tarafından dava dışı ...’un Küplü Tarım Kredi Kooperatifinden kendisi nam ve hesabına kredi almayı, ahzu kabzı, adına diğer ortaklara müşterek müteselsil borçlu sıfatı ile kefil olmayı da içerecek şekilde yetkili kılınmış olduğu anlaşılmıştır.Davacı bu vekaletnamenin geçersiz olduğunu, vekilin azledilmiş bulunduğunu ileri sürmemiş,
alınan vekaletname ile kendisi adına kefil sıfatı ile imza atılamayacağını ileri sürmüştür.Vekaletname incelendiğinde dava dışı ...’un sözkonusu vekaletnameye dayalı olarak davacı adına diğer ortakların borcuna kefil olmasının mümkün olduğu anlaşılmıştır.Mahkemece,
vekaletnamede kefil olunacak borç miktarının gösterilmemesi nedeniyle bu vekalete dayalı olarak geçerli bir kefalet sözleşmesi düzenlenmesinin mümkün olmadığı belirtilmiş ise de kefalet sözleşmesinin geçerli olması için gerekli unsur olan kefil olunacak miktarın belirtilmiş olması yönündeki yasal şartın kefil olma yetkisini tanıyan vekalet sözleşmesi için öngörülmemiş olmasına göre vekalet sözleşmesinin geçerliliği için yasanın öngörmediği bir hususun geçerlilik şartı olarak kabul edilmesi doğru görülmemiştir.Bu durumda,
davacı tarafından dava dışı ...’a kefil olma yetkisini veren vekaletnamenin geçerli olduğunun kabul edilerek mahkemece takibe konu kredi sözleşmesinde davacı ...’a atfen atılan imzanın aslında anılan vekaletnameye dayalı olarak vekil kılınan dava dışı ... tarafından atılıp atılmadığının tespiti gerekmektedir.O halde mahkemece, davalı kooperatifin savunmasının üzerinde durularak takibe konu kredi sözleşmesinde davacı ... adına atılmış bulunan imzanın ...’a ait olup olmadığının tespiti için dava dışı ...’un dinlenmesi,
...’un imza inkarında bulunması halinde kredi sözleşmesine atılı bulunan imzanın ...’a ait olup olmadığının imza incelemesi yaptırılmak suretiyle tespit edilmesi, sonucuna göre imzanın ...’a ait olduğunun anlaşılması halinde yetkili vekil tarafından imzalanmış sözleşmeden dolayı davacının sorumlu tutulması gerekirken, mahkemece vekaletnamede kefil olunacak miktarın gösterilmediği, sözleşmenin ... tarafından davacıya vekaleten imzalandığının anlaşılamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak davacının borçlu olmadığının kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6336, K. 2010/5641, 20 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama