KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6395 E., 2010/10256 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ekim 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
371 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2007 gün ve 2006/238-2007/287 sayılı kararı onayan Daire’nin 08.02.2010 gün ve 2008/10627-2010/1376 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "DMS CNC+Şekil" ibareli marka tescil başvurusunun "DMS+Şekil", "DMS+Şekil" ve "DMS CNC+Şekil" ibareli markalar mesnet alınarak en son YİDK tarafından 556 sayılı KHK'nin 7/b maddesi uyarınca reddedildiğini,oysa başvuru konusu işaret ile redde mesnet alınan markaların aynı yada benzer olmadıklarını, müvekkilince işaretin uzun yıllardan beri kullanılıp tanıtılarak ayırt edicilik kazandırıldığını ileri sürerek, YİDK kararının iptalini ve müvekkilinin marka başvurusunun kabulünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının başvurusunun konusu olan işaret ile redde mesnet alınan markaların görselliği, ses uyumu ve telaffuzu itibariyle aynı bulunduğunu, tescil kapsamına alınmak istenen hizmet ve malların da aynı tür olması nedeniyle tüketiciler nazarında karışıklığa yol açacağını, itiraz sürecinde dayanılmayan kullanımla ayırtedicilik olgusuna yargılama aşamasında dayanılamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, başvuru kapsamında bulunan tüm emtia ve hizmetler için 556 sayılı KHK’nin 7/b maddesindeki hususun redde mesnet markaların sahipleri yararına gerçekleştiği, davalının davacı başvurusunu anılan madde hükmünü nazara alarak reddetmesinin hukukun gereği olduğu, davacı tarafın itiraz aşamasında ileri sürmediği kullanımla ayırtedicilik ve tanınmışlık iddiasının inceleme olanağının bulunmadığı, aynı nedenle YİDK kararının tesisinden sonra redde mesnet alınan bir markanın tescil başvurusunun hükmünü yitirmesinin bu davada varılan yargıyı değiştirmeyeceği, davalı Kurum kararının hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili bu defa karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6395, K. 2010/10256, 14 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama