KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6521 E., 2010/7597 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Haziran 2010
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
423 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.05.2008 gün ve 2007/154 - 2008/59 sayılı kararı bozan Daire’nin 08.02.2010 gün ve 2008/10041 - 2010/1421 sayılı kararı aleyhinde asıl davada davacı - birleşen davada davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, müvekkiline ait 950 nolu endüstriyel tasarım tescil belgesine konu “baca armatürleri” tasarımlarının benzerlerini davalıların üreterek satışa sunmalarının haksız rekabet ve tasarım hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek, endüstriyel tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerin tespitine, men’ine, ürünler ile üretim araçlarına el konulmasına, müvekkilinin yoksun kaldığı 2.000,00 TL kazancın tazminine, davalılardan 1.000,00'er TL maddi ve manevi tazminatın tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalılar vekili, müvekkillerinin satışını yaptıkları ürünlerin piyasada bilinen anonim ürünler olduğundan tasarım hakkına tecavüzün vaki olmadığını savunarak asıl davanın reddini istemiş; birleşen davalarında ise; davalı adına tescili yapılan 950 tescil nolu çoklu endüstriyel tasarım tescil belgesine konu “baca armatürleri” tasarımlarının yenilik ve ayırtedicilik kriterlerini taşımadığını ileri sürerek, davalı tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, birleşen davada davalı adına tescilli endüstriyel tasarımın yenilik ve ayırtedicilik kriterlerini taşıdığı ve asıl dava açısından tasarım tescil belgesine konu davacı haklarına davalıların tecavüzünün sabit olduğu, tazminat miktarının tespitinde davacı talebine konu edilen yoksun kalınan kar miktarının ispatlanamadığı ve tecavüz nedeniyle tazmini gereken tazminatın gerçek miktarı belirlenemediğinden BK'nun 42. maddesi uyarınca tazminat miktarına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl davada maddi tazminat isteminin kabulüyle 1.000,00’er TL maddi tazminatın ve manevi tazminatın ayrı ayrı davalılardan tahsiline,
ispatlanamayan yoksun kalınan kâr isteminin reddine, birleşen hükümsüzlük davasının ise reddine dair verilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine yetersiz bilirkişi raporuna dayalı hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın davalıları-birleşen davanın davacıları yararına bozulmuştur.
Bu kez, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6521, K. 2010/7597, 29 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama