KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6644 E., 2012/6678 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
912 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/12/2009 tarih ve 2009/250-2009/635 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.04.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.E.....ile davalılar vekili ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların murisinin müvekkili nezdinde iki ayrı vadeli hesabı olduğunu, mudinin ölmeden önce davalı ...’yi hesaplardan para çekmesi için talimat mektubu ile yetkilendirdiğini, hesap sahibinin 15.09.2008 tarihinde ölmesine rağmen davalılardan ...’nin 16.09.2008 tarihinde hesaplardan 31.800 Tl ve 9.400 TL, 06.10.2008 tarihinde ise, Antalya 7. noterliğince düzenlenmiş 12.04.2005 tarihli vasiyetname ve diğer davalı tarafından verilen vekaletname uyarınca 1.015 ve 130.062.69 TL olmak üzere toplam 172.277.69 TL para çektiğini, müvekkili iç denetiminde vasiyetin kesinleşmediğinin,
vasiyeti tenfiz memuru tarafından davalı ...’ye verilmiş bir yetki olmadığının tespit edildiğini, usulsüz ödemelerin iadesinin istendiğini, yerine getirilmediğini, yapılan ödemelere diğer mirasçıların kabulünün olmadığını ileri sürerek, 172.277.69 TL’nin çekildiği tarihten itibaren işleyecek en yüksek mevduat faiziyle murisin hesabına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, hesabın davacıya ait olmadığını, aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, 16.09.2008 tarihinde çekilen paranın murisin verdiği yetkiye dayalı çektiğini, ölümle vekaletin sona ermesinin davacıyı ilgilendirmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı vekili, davacıya karşı diğer mirasçılar tarafından açılan bir davanın bulunmadığını, aktif dava ehliyetinin olmadığını, murise ait hesapların müvekkili eşiyle ortak hesaplar bulunduğunu, mal rejimi ve saklı pay esas alındığında tüm hesapların müvekkile ait olduğunu açıklayarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalı ...’nin davalı nezdinde hesapları bulunan muris tarafından sağlığında hesaplardan para çekmesi için yetkilendirildiği, bu yetkinin ölümle son bulduğu, buna rağmen anılan yetkiye dayalı olarak davacı bankanın bu davalıya ödeme yaptığı, yapılan bu usulsüz ödeme nedeniyle diğer mirasçılara karşı sorumlu bulunduğu, bu yönüyle davacının davasında haklı olduğu, ayrıca davalı ...’nin lehine vasiyet edilen mirasçı Kezban Petek’ten alınan vekaletname ile vasiyetname uyarınca ödeme yapıldığı, sunulan her iki belgeye göre bankanın ödeme yapmak mecburiyetinin olduğu,
sorumluluğundan bahsedilemeyeceği, kısa kararda Kezban İnce’nin soyadının zuhulen İnce olarak yazıldığı, gerçekte Petek olduğu, yetkisiz para çekilmesinin murisin ölümünden bir gün sonrası 16.09.2008 tarihi olmasına rağmen kısa kararda hata sonucu 19.08.2008 tarihi olarak ölmeden önceki gün yazıldığı, temerrüt tarihinin tavzih edildiği, vekaletname ve vasiyetnameye dayalı ödemede davacının sorumluluğunun ve hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davacının davalısının ... yönünden kabulüne, 41.200.00 TL’nin 16.09.2008 tarihinden itibaren yasal faiziyle bu davalıdan tahsiline, diğer davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava, davacı banka nezdindeki hesaplardan usulsüz şekilde davalılara para ödendiği iddiasına dayalı, tahsil edilen paranın hesaplara iadesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Davalıların murisinin davacı nezdinde iki ayrı hesabı bulunduğu, murisin sağlığında verdiği yetkiye dayalı olarak davalı kızı ...'nin bu hesaplardan paralar çektiği, hesap sahibinin 15.09.2008 tarihinde öldüğü, ölümle yetkinin sona ermesine rağmen davalı ...'nin 16.09.2008 tarihinde hesaplardan birinden toplam 41.200 TL para çektiği, murisin bu hesaplarını diğer davalı eşi lehine vasiyet ettiğinin ortaya çıktığı, bu kere davalı ...'nin vasiyetname örneği ile lehine vasiyet yapılan diğer davalı tarafından verilen vekaletname uyarınca tüm paraları çektiği hususları uyuşmazlık konusu değildir. Davacı banka vekili vasiyetname kesinleşmeden ve murisin son bulan vekaletnamesine rağmen paraların çekildiğini, yapılan ödemelerin usulsüz olduğunu ileri sürmüştür.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Borçlar Kanunu'nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacı nezdinde muris adına açılan hesapların davalı ... lehine vasiyet edildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar vasiyetnamenin açılıp okunmasının kesinleşmesinden önce hesaplardan açıklanan şekilde para çekilmesi kural olarak usulsüz olsa da vasiyetnamenin sonradan tüm mirasçıları huzurunda okunduğu ve iptali için dava açılmadığı anlaşılmaktadır.
Ayrıca, davanın ihbar edildiği diğer mirasçılar da vasiyetnamenin iptali davası açmayacaklarını, tenkis isteminde bulunacaklarını bildirmişlerdir. Böylelikle hesapların davalı ...'e ait olduğu hususu kesinleşmiştir. Muhtemel tenkis davası da ...'e karşı açılabilecektir. Öte yandan, davalı ..., hesapların sahibi ... tarafından para çekilmesi yönünde vekil olarak tayin edilmiştir.
16.09.2008 tarihinde çekilen parayla ilgili olarak da murisin cenaze ve diğer hayır işlerine harcandığını bildirerek onayladığı, vekaletname verdiği ve işlemi benimser şekilde beyanda bulunduğu dikkate alındığında hesabından çekilen para çekilmesi işlemine icazet verdiği kabul edilmelidir.
Bu durum karşısında, davacının hesaplardan dolayı hak sahibi ...'e karşı bir sorumluluğunun bulunmadığı, işbu davayı açmada hukuki yararının olmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer ve davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6644, K. 2012/6678, 24 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama