KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6656 E., 2012/6927 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
689 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28/12/2009 tarih ve 2008/151-2009/499 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24.04.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında Kazım Dirik Mahallesi Forum Bornova adresinde bulunan Sultanahmet Köftecisi işyerinin davalıya devri konusunda sözleşme yapıldığını, davalının devir bedeli olarak 480.000 TL ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı tarafından 200.000 TL’nın ödendiğini, geri kalan 280.000 TL için İstanbul ili Maltepe ilçesi Bağlarbaşı Mahallesinde kain tapunun 15/2 pafta, 2525 ada 5 parselinde kayıtlı 4.kat 18 nolu bağımsız bölüm tapusunun verilmesinin kararlaştırıldığını, davalı tarafından müvekkiline tapunun devredildiğini ancak,
müvekkili tarafından yapılan araştırmada mesken niteliğindeki taşınmazın ruhsata aykırı yapı olması nedeniyle oturma ruhsatının olmadığını, hakkında yıkım kararının bulunduğunun tesbit edildiğini, müvekkiline devredilen taşınmazın ayıplı olduğunu ileri sürerek 280.000 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili tarafından davacıya satılan taşınmazın kendisine ait olmadığını, ortağı bulunduğu Özmar Gıd. Tem. İnş. San. Tic. A.Ş’ye ait olduğunu, taşınmazın satımdan önce bankalardan kredi kullanmak amacı ile ipotek verildiğini, ayıplı olmasının mümkün olmadığını, tapu kaydının aleni olduğunu, davacının tapu kaydındaki meşruhatları bilerek dava konusu taşınmazı satın aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taşınmazın dava dışı Özmar A.Ş’ne ait olduğu ve şirket ortaklarından Yunus Bayram tarafından 10.09.2007 tarihinde davacıya satıldığı, taşınmazın daha sonra yargılamanın devamı sırasında davacının borcundan dolayı dava dışı Erzan Çelik’e 160.000 TL bedelle satıldığı, taşınmazın ruhsata aykırı yapılmış olması nedeni ile yapı kullanma ruhsatının verilmediği ve hakkında yıkım kararı bulunduğu ancak, davacının dava konusu taşınmazın yapı kullanma ruhsatının bulunup bulunmadığını taşınmazı satın almadan önce bilebilecek ve öğrenebilecek durumda olduğu,
aleni olan kayıtlara itibar ederek dava konusu taşınmazı alan davacının daha sonra ayıptan bahsederek, satın aldığı taşınmazın bedelini davalıdan tahsilini istemesinin hakkaniyete aykırı olduğunu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasında yapılan işletmenin devri sözleşmesine bağlı olarak işletme devir bedeline karşılık davacıya verilen konutun hukuki ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkin olarak açılmış bulunmaktadır.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere dava, hile hukuki nedenine dayalı olarak açılmıştır. Borçlar Kanununun 31 nci maddesi hükmüne göre hile ile haleldar olan kimse bu hususu öğrenme tarihinden itibaren bir yıl içinde karşı tarafa ulaştırmak suretiyle akitten dönebileceği gibi akde icazet vermiş sayılsa dahi zarar ziyanını isteyebilir. (Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu, Borçlar Hukukuna Giriş, Hukuki İşlem-Sözleşme, 4. Bası İstanbul, 2008, s. 470 vd. -Prof. Dr. Ahmet M. Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Genişletilmiş 15. Baskı, s. 202 vd.)
Somut uyuşmazlıkta davacı konutun verilmesine konu olan işletmenin devrine dair sözleşmeden döndüğünü belirtmemiş ve aradan geçen süre nedeniyle akde icazet vermiş sayılmış ise de; yukarıda ifade edildiği üzere BK'nun 31/2 maddesi uyarınca bu husus zarar ziyan istemine engel değildir.
Hile, bir kimsenin; davranışı ile diğer şahsı irade beyanında bulunmaya sevk etmek için o şahısta hatalı bir fikrin doğumuna veya teyidine ya da devamına kasten sebebiyet vermesidir. (Prof. Dr. Kemal Oğuzman, Prof. Dr. Turgut Öz, Borçlar Hukuku, Genel Hükümler, İstanbul, 2009, s. 92 vd) Tapu ve Belediye kayıtlarının aleni olması ve bilahare taşınmazın icra kanalıyla satılması hile ve hileye dayalı tazminat talebinin mevcut olmadığı sonucunu doğurmaz.
Bu itibarla, mahkemece davacının, davalının konut hakkında yıkım kararı olduğunu gizlemek suretiyle kendisini zarara uğrattığını ileri sürmesi sebebiyle dava dışı şirket adına kayıtlı iken davacıya devri yapılan konuttaki ayıbı davalı tarafın bilmesi veya bilmesinin gerekli olması koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği de göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılmak ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, yerinde bulunmayan yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6656, K. 2012/6927, 26 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama