KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6663 E., 2011/17139 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13/04/2009 tarih ve 2008/64-2009/96 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin emlak komisyoncusu olduğunu, davalı şirketin kiraladığı işyerinin müvekkili tarafından davalıya gösterildiğini, ancak davalının müvekkilini devre dışı bırakarak doğrudan mal sahipleri ile temasa geçerek kira sözleşmesi yaptığını, tellallık sözleşmesi gereği davalının hizmet bedeli olarak 23.000,00 TL ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle 23.000,00 TL cezai şarttan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 46.000,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete kiralanan yeri gösterdiği, ancak kira sözleşmesinin kurulmasında aracılık etmediği, salt yer gösterme nedeniyle ücret talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşınmaz tellallık sözleşmesine dayalı cezai şart istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, davalının kiraladığı taşınmazın ilk kez davacı tarafından davalıya gösterilerek gezdirildiği ve daha sonra davalı şirketin tekrar davacı ile temasa geçerek taşınmaz maliki ile kira sözleşmesi yaptığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, yetkisiz kişi tarafından imzalanan tellallık sözleşmesinden ve bu sözleşmede yer alan cezai şarttan davalının sorumlu olup olmadığı ve davacının devre dışı bırakılarak taşınmaz sahibi ile doğrudan temasa geçilerek kira sözleşmesi yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Her ne kadar, mahkemece davalı adına imzalanan tellallık sözleşmesinde imzası bulunan Banu Tosun’un davalı şirket adına sözleşme yapmaya yetkili olmadığı isabetli olarak belirlenmiş ise de, BK’nın 38. maddesi hükmüne göre yetkili olmadığı halde diğer bir kişi adına sözleşme yapıldığı takdirde sözleşmeye icazet verildiği zaman sözleşmenin tarafları bağlayacağı düzenlenmiş olup, buna göre davalı şirketin davacı tarafından bir kez gösterilen taşınmazı tekrar görmek için davacı ile yeniden temasa geçmesinin yetkisiz kişi tarafından imzalanan sözleşmeyi benimseme olarak kabul edilip edilmeyeceğinin ve buna göre davalının sözleşmedeki cezai şarttan sorumlu olup olmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu itibarla mahkemece, davalı şirketin ikinci kez davacı ile temasa geçmesinin yetkisiz kişi tarafından imzalanan sözleşmenin, dolayısı ile sözleşmede yer alan cezai şartın da benimsenmesi olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerek belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6663, K. 2011/17139, 15 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama