KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6691 E., 2011/16353 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
348 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02/03/2010 tarih ve 2008/178-2010/54 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraflar tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili bankadan davalılar tarafından kullanılan kredi borcunun muaccel olmasına rağmen ödenmediğini ileri sürerek, şimdilik 7.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan ... vekili ve diğer davalı, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, yargılama sırasında davaya konu borcun ödendiği, davacı vekilinin davadan feragat ettiğini beyan etmesine rağmen feragat yetkisi içerir vekaletnamesini ibraz etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraflar temyiz etmiştir.
1-Mahkemenin gerekçeli kararı davalı vekiline 15.03.2010 günü tebliğ edilmiş ve hüküm HUMK 437/1.maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 02.04.2010 havale tarihli dilekçe ile davalı vekilince temyiz edilmiş, temyiz harcı ise yatırılmamıştır. Aynı Yasa’nın 432/4. maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay da bu konuda karar verebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, tüketici kredi borcunun tahsili istemine ilişkindir.
HUMK’nun 1/1.maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla belirlenir. Dava konusu kredinin 4077 sayılı kanunun 10. maddesinde düzenlenen tüketici kredisi niteliğinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Aynı yasanın 23. maddesinde ise "bu kanunun uygulanması ile çıkacak her türlü ihtilaflara tüketici mahkemelerinde bakılacağı" hükme bağlanmıştır.
Görev kuralı kamu düzeni ile ilgili olup yargılamanın her aşamasında re 'sen gözetileceğinden mahkemece davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6691, K. 2011/16353, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama