KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6740 E., 2011/17378 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2009 tarih ve 2007/633-2009/1063 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirkete nakliyat poliçesi ile sigortalı emteanın davalı şirketin taşıyıcısı bulunduğu araçlarla İtalya'dan İstanbul'a taşınması sırasında hasarlandığını, 11.366.- TL hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, bu meblağın rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin meydana gelen hasardan sorumlu olmadığını, gönderen firmanın gerekli özeni göstermediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, dava dışı gönderici firma tarafından yapıldığı anlaşılan yüklemenin taşıma açısından uygun bir istifleme ve bağlama olmadığı, bu anlamda dava dışı gönderici firmanın %50, davalı taşıyıcı firmanında özen sorumluluğunu yerine getirme noktasında basiretli bir tacir gibi davranmaması nedeniyle %50 oranında kusurlu kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, taşıma sigorta poliçesine dayalı tazminatın rücuan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece de doğru olarak tespit ettiği üzere uyuşmazlığa CMR Konvansiyonu hükümlerinin uygulanması gerekeceği kuşkusuzdur.
Anılan Konvansiyonun 27 nci maddesinde hak sahibinin ödenecek tazminat için temerrüt faizi talep edebileceği, bunun başlangıcının da ödeme isteğinin yazılı olarak taşıyıcıya yapılan başvuru tarihi, böyle bir başvuru yapılmadan doğrudan dava açılması halinde ise davanın açıldığı tarih olacağı hükme bağlanmıştır. Ancak, somut olayda mahkemece davacının sigortalısına ödeme yaptığı tarih esas alınarak davalı taşıyıcının temerrüde düştüğü kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davalı taşıyıcının temerrüde düştüğü tarihin anılan Konvansiyo'nun 27 nci maddesine göre belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6740, K. 2011/17378, 21 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama