KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6815 E., 2011/16828 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
620 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/03/2009 tarih ve 2007/517-2009/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Koçbank Esentepe Şubesinde bulunan banka hesabından bilgisi dışında internet aracılığıyla ... isimli şahıs tarafından 5 ayrı işlemle toplam 6.550,00 TL'nin farklı hesaba havale edildiğini ileri sürerek 6.550,00 TL'nin 31.03.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceği, davacının kendi kusuru ile zarara sebebiyet verdiğini, müvekkilinin gerekli güvenlik önlemlerini aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davalının bankacılık sisteminde müşterilerin bankacılık sistemine bağlanırken kullandıkları IP hareketlerini izleyerek farklı IP hareketleri yakalayarak buna göre uyarı sistemi üreten bir yazılımı gerçekleştirmediği, telefonla müşteriye ulaşılarak onayın istenmesi gibi ek güvenlik önlemlerine başvurulmadığı, bankaların internet sistemine erişimde veya para aktarım işlemlerinde her seferinde farklı bir şifre kullanılması yolu uygulanması mümkünken davalı bankanın bankacılık sisteminde bu uygulamanın bulunmadığı,
bankanın bazı ek güvenlik tedbirlerini zorunlu tutması gerekirken müşterinin seçimine bıraktığı, davaya konu havale işlemleri davacıya ait şifre ve parola kullanılarak sistem tarafından elektronik ortamda gerçekleştirildiğinden davacının da şifre gibi kişisel bilgilerini koruyamamakta kusurlu olduğu,
ancak davalının kusurunun daha yoğun olup olayın meydana geliş şekli ve davalı bankaca alınması ve zorunlu olarak uygulanması gerekli güvenlik önlemleri gözönüne alındığında davacının %10 davalının da %90 oranında kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 5.895,00 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili, havale işlemlerinin yapıldığı tarih olan 31.03.2006 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsil talebinde bulunduğu halde mahkemece, davalının daha önce temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından dava tarihinden itibaren avans faiziyle tahsile karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda davacının, davalı bankada bulunan hesabından paranın çıktığı tarih olan 31.03.2006 tarihinden itibaren faiz isteyebileceği halde, belirtilen gerekçe ile dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmamış ve hükmün bu yönden bozulması gerekmişse de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6815, K. 2011/16828, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama