KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/6957 E., 2012/7347 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
810 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/12/2009 tarih ve 2008/152-2009/362 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ... vekili Av. ...dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “zaraccom + şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun 97/004035 sayılı “zara” ibareli markaya dayanılarak 556 sayılı KHK’nin 8. maddesi uyarınca reddedildiğini, müvekkilinin yaptığı itirazın TPE YİDK tarafından reddedildiğini, oysa “zaraccom” şekil ibareli başvuru ile “zara” markasının aynı veya benzer olmadığını, müvekkilinin lens üretimi yapmakta olduğunu, “zara” nın ise tekstil alanında tanınır marka olduğunu, dolayısı ile farklı sınıflarda olmaları nedeniyle 7/b ve 8/b maddeleri anlamında ayırt edilemeyecek derecede benzerlikleri olmadığını ileri sürerek 2008-M-1468 sayılı YDİK kararının iptali ile “zaraccom şekil” ibareli markalarının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, başvuru dosyasının işlem aşamalarını açıklamış, redde mesnet gösterilen “zara” markalarının Türkiye’deki bilinirliliği dikkate alınarak verilen Enstitü işlem ve kararlarının usule ve KHK hükümlerine uygun olduğunu, dava konusu markaların benzer olduğunu, tüketici nezdinde söz konusu markalar arasında iltibas yaratacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı Industria De Diseno Textil S.A vekili, müvekkil şirketin en eskisi 1979 tarihli ve 25. sınıfa giren mal ve emtialar için İspanya ve Türkiye başta olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde, 1. ve 45. sınıflar arası bütün sınıflar için tescilli 1681 adet markası olduğunu, “Zara” markasının Türkiye’de tescilli ve tanınmış marka olduğunu, uluslararası marka değerlendirme kuruluşlarından Interbrand’ın, ”Zara” markasının 2008 yılında dünyanın en değerli markaları arasında 62. sırada olduğunu belirttiğini, “Zaraccom” ve “zara” da kök sözcüğün “zara” olduğunu ve bunun da esas unsuru oluşturduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunduğunu, davacının “zaraccom” markasını, müvekkil şirketin seri markalarından biri olarak düşünülebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ZARACCOM ibaresini 09 ve 10. sınıflardaki malların tamamında kullanılmak üzere 06.06.2006 tarihin davalı TPE’ne başvuruda bulunduğu, inceleme konusu her iki markanın da esaslı unsuru “zara” ibaresi olup, markalar büyük harfle yazıldığı için, hem görsel hem de ses uyumu açısından esaslı unsurların benzer olduğu,
davacının markasında “Zara” ibaresinin altı çizilerek oluşturulan şekilin de, zaten ana unsuru işaret ettiği, “CCOM” ibaresi ek unsur olup, bu ibarenin "COM" kısmı bilgisayar ve internet kullanıcıları için çok sık kullanılan, dünyada "domain name" olarak tabir edilen, bir alan adı uzantısı olduğu, dolayısı ile ayırt ediciliğinin bulunmadığı,
markaları her zaman yan yana görüp kıyaslama olanağı bulunmayan ortalama tüketiciler, benzer mal ve hizmetlerde kullanılmaları halinde, ana unsurlarındaki bu benzerlikler nedeniyle yanılgıya düşüp, bunların aynı firmanın seri markaları olduğunu düşünebileceği, taraflar arasında redde mesnet "ZARA" markasının tanınmışlığı konusunda ihtilaf bulunmadığı gibi, sunulan delillerden de davalı şirkete ait "ZARA" ibareli markaların Türkiye’de ve Dünyada uzun yıllardır tescilli marka olarak korunduğu, Türkiye’de tescilli markaları, yaygın satış noktaları bulunduğunun anlaşıldığı,
davalı markasının özellikle hazır giyim ve ev tekstili bakımından tanınmış marka olduğuna şüphe bulunmadığı, başvurunun emtia listesindeki farklı mallar bakımından tüketiciler tarafından davalı firma ile herhangi bir şekilde bağlantı kurulması ihtimalinde davalı markasının tanınmışlığından yararlanılması, ayırt edici karakterinin zedelenmesi ve markanın itibarına zarar verilmesi söz konusu olabileceği, bu durumda;
tanınmış markanın tescil kapsamının tamamı değil, tanınmışlık sağladığı mal/hizmet grupları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda emtia listesinde yar alan farklı mallardan, istenmeyen bağlantılar ve benzerlik olduğu tespit edilen 09/25, 09/34, 09/35, 09/42, 09/43, 10/4, 10/6, 10/7, 10/8, 10/10, nolu mallar dışında kalan, 09/ 01, 02, 03, 10, 12, 13, 14, 17, 18, 21, 22, 23, 25, 26, 27, 28, 30, 31, 32, 33, 36, 37, 38, 39, 41 ve 10/01, 02, 03. alt gruplar bakımından;
tüketicilerin davalının tanınmış markası ile bağlantılı algılamasını gerektirir bir ilişki, markanın tanınmışlığından yararlanma, ayırt edici karakterine ve itibarına zarar verme ihtimallerinin tespit edilemediği, dolayısıyla, 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesi uyarınca başvurunun red sebebi bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile TPE YİDK'nun 2008-M-1468 sayılı kararının başvuru kapsamındaki 09/01, 02, 03, 10, 12, 13, 14, 17, 18, 21, 22, 23, 25, 26, 27, 28, 30, 31, 32, 33, 36, 37, 38, 39, 41 ve 10/01 02, 03 sınıf ve alt gruba dahil mallar yönünden iptaline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/6957, K. 2012/7347, 8 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama