KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7148 E., 2012/7284 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
930 kelime·5 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/11/2005 tarih ve 2004/401-2005/780 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08/05/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av...... ile davalı vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin İMBK’de aracılık faaliyetlerinde bulunmak üzere kurulduğunu, diğer davalıların ortak ve yöneticisi olduklarını, müvekkilinden bu amaçla 912.000 USD tahsil ettiklerini, sonradan şirketin böyle bir yetkisinin olmadığının ortaya çıktığını, davalı gerçek kişilerin bu davalıyı paravan olarak kullandıklarını, alacağın resmi belgeler ve ikrarlarla sabit olduğunu, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek,
itirazın iptaline, takibin devamına, %40 inkar tazminatının tahsiline, İTM tarafından müvekkili aleyhine hükmedilen %40 inkar tazminatının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, daha sonra davasını ıslah ederek, 912.000 USD alacağının 01.02.1998 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4-a maddesi uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, müvekkilleri ... ile davalı şirketin davacıyla hiçbir hukuki ilişkisinin olmadığını, diğer müvekkilinin borcun 92.040.719.000 TL’sini kabul ettiğini, aralarında alacak-borç ilişkisi bulunduğunu, USD üzerinden takip yapılamayacağını, tahsil talebinde bulunulamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin sermaye piyasasında işlem yapma yetkisi kaldırıldığı halde, yöneticisi ve ortağı bulunan diğer davalıların bu şirketi paravan olarak kullandıkları, davacıdan ve başkalarında topladıkları paraları bizzat kendileri veya çalışanları adına muhtelif aracı kurumlarda açtıkları hesaplar üzerinden hisse alım ve satımı için kullandıkları, davalı ...’in borcun 92.040.719.000 TL’sini kabul ettiği, tarafların arasındaki ticari ilişkinin ceza dosyaları ve SPK raporları ile sabit olduğu,
elden ödeme, banka hesap hareketleri ve tüm dosya kapsamıyla davacının ödemelerinin tespit edildiği, ancak davalıların birlikte hareket ettikleri yönünde kanıt sunulmadığı, her bir davalının kendi adına hareket ettiği, müşterek ve müteselsil sorumluluklarının olmadığı, ceza dosyasının beklenmediği, takip dosyasındaki kabul edilen alacağın davalı ... sorumlu olduğu kısımdan düşüldüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 464.250 USD’nin davalı ...’den, 266.000 USD’nin Method Men.
Değ. A.Ş’den 67.836 USD’nin ...’dan tahsiline, ancak, bu davalının icra dosyasında kabul ettiği miktar olan 92.040.719.000 TL’nin takip tarihindeki kur esas alınarak 413.666 USD’den münferiden sorumlu olduğu 67.836.
USD düşülerek 345.830 USD’nin tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla diğer davalılar ile müştereken ve müteselsilen sorumlu tutularak ve tüm davalılar yönünden İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nün 1998/1022 Esas sayılı dosyasındaki tahsilatlarda tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihi olan 10.02.1998 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekil ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz edilmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin yerinde görülmeyen ve aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, borsada hisse senedi almak amacıyla verildiği ileri sürülen paranın tahsili istemine ilişkindir.
Davalı şirketin hisse alım-satımına aracılık yapmak amacıyla kurulduğu, diğer davalıların bu şirketin ortakları arasında yer aldıkları, hatta yönetim kurulu üyesi bulundukları, davalı şirketin yasal koşulları taşımaması nedeniyle sermaye piyasasında işlem yapma yetkisinin kaldırıldığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, dosya kapsamından davacının, adına hisse alınması için davalılara ayrı ayrı ödeme yaptığı da tespit edilmiştir.
Davacının şikayeti sonrasında davalı gerçek kişiler hakkında soruşturmalar yapılmış, bu davalılar hakkında önce hizmet nedeniyle emniyeti suistimal, sonra teşekkül oluşturmak ve kamu kuruluşlarını kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçlamaları ile kamu davaları açılmıştır.
Hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal suçlamasıyla ilgili kamu davası 4616 sayılı Kanun kapsamında kaldığı gerekçesiyle ertelenmiş, dolandırıcılık iddiasıyla açılan dava mükerrer olduğu için reddedilmiş, teşekkül oluşturmak iddiasıyla ilgili dava ise, zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılmıştır. Davalı gerçek kişilerin birlikte hareket ettiklerine veya etmediklerine dair kesinleşmiş bir ceza kararı bulunmamaktadır.
Ancak, davalı şirketin ortakları olan ve yönetim kurulu üyesi bulunan diğer davalı gerçek kişilerin özellikle hazırlık aşamasındaki ifadeleri, SPK soruşturmasında alınan beyanları, ihtiyati haciz kararının infazı sırasındaki kabulleri ile davalı şirketin çalışanı bulunan Varol Yaman’ın açıklamaları dikkate alındığında davacıya karşı birlikte hareket ettikleri, davalı şirketin varlığından yararlanarak ve onu vasıta kılarak davalı ...’nun kontrolünde diğer davalı ... adına başka aracı kurum nezdinde açılan menkul kıymet hesabı üzerinden işlem yaptıkları ve davacıdan alınan meblağlar bakımından birbirlerinden haberli oldukları anlaşılmaktadır.
Bu durum karşısında, davacının tüm alacakları bakımından davalıların birlikte sorumlu oldukları dikkate alınıp, talep gibi hüküm altına alınacak meblağın müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, davacı ödemelerinin bir kısmını yabancı para, bir kısmını ise Türk Lirası üzerinden yapmıştır. Her ne kadar bir kısım Türk Lirası ödemelerini önce döviz hesabından para çekerek Türk Lirası’na çevirmek suretiyle hesaba havale etmiş ve de Türk Lirası bedelli çek olarak yaptığı ödemeyi kapatmak için kredi kullanmış ise de bu ödemeler, Türk Lirası olarak davalılar hesabına geçtiğinden yabancı para üzerinden ödeme yapıldığı sonucuna varılamaz.
Bu durum karşısında, davacının, davalılara yabancı para ve Türk Lirası olarak ödeme yaptığı sabit olduğuna göre, BK’nun 83. maddesine uygun şekilde yabancı para üzerinden yapılan ödemelerin bu para üzerinden, Türk Lirası olarak yapılan ödemelerin Türk Lirası üzerinden tahsili yönünde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde Türk Lirası olarak ödenen paraların ödeme günündeki kur karşılığı dikkate alınarak tamamının yabancı para olarak tahsili yönünde hüküm kurulması da yanlış olmuş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7148, K. 2012/7284, 8 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama