KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7217 E., 2011/17553 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
483 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/01/2010 tarih ve 2007/304-2010/8 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankada bulunan hesabından internet şifresi girilmek suretiyle 43.365,00 TL’nin tanımadığı kişilerin hesaplarına EFT yapılarak çekildiğini, davalı bankanın gerekli güvenlik önlemlerini almaması nedeniyle oluşan zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 47,365,00 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının kişisel bilgilerini koruyamaması nedeniyle oluşan zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabından internet şifresi girilerek yapılan işlemden davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
KARŞI OY YAZISI
Dava, davacının şifresinin üçüncü kişilerce kullanılmak suretiyle davalı banka şubesinde mevcut hesabından yapılan havaleler yoluyla gerçekleşen zararın davalı bankadan tahsiline yöneliktir.
Dosya kapsamı uyarınca, dolandırıcılık eylemi ve buna bağlı olarak gerçekleşen “zararlı sonuç” davacının bilgisayarından üçüncü kişilerce elde olunan kişisel bilgileri kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Alınan bilirkişi rapor ve ek raporu bu hususa işaret etmektedir.
Davada, davacı yan, internet bankacılığında kullanmış olduğu şifrenin başkalarınca ele geçirilmesini önlemek için gerekli önlemleri aldığını ileri sürmüş, buna mukabil davalı banka ise, davacının bilgisayarında mevcut uygulama programına kadar internet bankacılığı sistemi ile ilgili olarak günümüz teknolojisine ve uluslar arası standartlara uygun olarak her türlü güvenlik önlemini almış olduğunu, davacının şifresinin ele geçirilmesinde sistemin ve dolayısıyla bankanın bir kusuru bulunmadığını savunmuştur.
Öte yandan, taraflar arasındaki sözleşmede de davacının kişisel bilgilerini korumak, üçüncü kişilerin eline geçmesini engellemek konusunda taahhütte bulunduğu açıktır.
Dolandırıcılık eylemini gerçekleştirdiği ileri sürülen kişiler hakkında ceza davası açılmış olması, davacının kişisel verilerini korumak konusunda gerek basiretli bir tacir sıfatıyla fiilen ve gerekse de sözleşme uyarınca alması gereken önlemleri almasına rağmen sonucu önleyemediği anlamına gelmez. Bu durumda, kişisel bilgilerinin ele geçirilmesinde kusuru bulunmadığını, artık, davacının ispat etmesi gerekmektedir.
Dosya kapsamından, davacının söz konusu önlemleri yeterince ve layıkınca almadığı, bankaca opsiyonel kılınmakla birlikte bilgi güvenliği için kendisine tanınan şifrematik uygulamasını benimsemediği anlaşılmakta olup davacının işbu özensiz yaklaşımı nedeniyle müterafik kusurlu kabul edilmesi,
davalının savunmasının ise esasen takasa yönelik olarak kabulü suretiyle ödenecek tutardan davacının bu esaslar çerçevesinde bilirkişilerce hesaplanacak müterafik kusuru nisbetinde indirim yapılarak hüküm verilmesi görüşünde bulunduğumdan, yerel mahkeme kararının bu nedenlerle bozulması gerektiği kanısıyla Dairemizin muhterem çoğunluğunun kararın onanmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7217, K. 2011/17553, 22 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama