KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7412 E., 2011/16966 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Denizli 2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.02.2010 tarih ve 2009/738-2010/175 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı banka nezdinde açılmış bulunan müvekkili hesabından talebi olmamasına rağmen 15.01.2009 tarihinde 85,80 TL, 12.12.2009 tarihinde ise 1.820,74 TL. ticari ekspertiz ücreti adı altıda toplam 1.906,54 TL. paranın çekildiğini, oysa davacı şirketin yeni kredi müracaatı veya eksper incelemesi istemi bulunmadığını, böyle bir paranın kesilmesinin yasal olmadığı ileri sürerek, 1.906,54 TL.'nin temerrüt faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasındaki 25.07.2003 tarihli genel kredi sözleşmesinin 16.'ncı maddesinin 1.nci fıkrası, 20.nci maddesinin 1.6. ncı fıkraları gereği davacı yanın tüm masrafları tartışmasız şekilde üstlendiğini, ipotekli taşınmazların küresel kriz nedeniyle değerinin yeniden tespit edilmesi gerektiğini, ekspertiz raporu alınması üzerine taşınmaz üzerinde değerleme yapan firmanın 31.12.2008 tarihli faturası maktarınca davacının hesabından paranın alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı bankanın üzerine aldığı risk ile davacının gösterdiği ipoteklerin değeri gözönüne alındığında, davalı bankanın davacı tarafından ipotek olarak verilen gayrimenkullerin yeniden değerinin belirlenmesini haklı kılmayacağı, davalı bankanın alacağının risk altında olmamasına rağmen davacı taşınmazlarının değerini yeniden belirlemesinin gereksiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkin olup,kredi sözleşmesine esas olmak üzere davalı lehine tesis edilen ipotekli gayrimenkuller için davalı tarafından yaptırılan ekspertiz ücretinin davalı hesabından tahsil edildiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir.Taraflar arasındaki çekişme, davalı Banka tarafından davacı hesabından ekspertiz ücreti adı altında bir kesinti yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.Mahkemece, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş ise de,taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin Kar, Komisyon, Vergi, Fon, ve Masraflar başlıklı 16/1 ncı maddesi,
"... yasa ve kurum düzenlemelerine veya bankacılık teamüllerine göre talep edilecek her türlü ücret, masraf, vesair giderleri, müşteriye ihbarda bulunmaksızın uygulayarak bunları, gider vergileri vesair resim ve harçları ile birlikte müşterinin cari hesabına borç yazabileceğini, bu hususlarda herhangi bir itiraz hakkının bulunmadığı..” hükmünü haiz olup, yine aynı sözleşmenin teminatla ilgili hükümler başlıklı 20/1.6 maddesi de "...müşteri iş bu sözleşme icabı kurumun alacağı teminatlar için mevzuatta mer'î hadler üzerinde ve cari usullere göre komisyon ve ücret tahakkuk ettirmek hakkını haiz olduğunu,
tahakkuk ettirilecek komisyon ve ücretleri, bunlara ait gider vergileri, diğer vergi ve masraflar ile birlikte ödemeyi kabul eder” şeklinde düzenlenmiştir.Bu bağlamda, anılan sözleşme hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, bir risk oluştuğunda, teminata esas değerlerde davalı bankaca bir değişiklik hissedildiğinde ve yeniden bir değerlendirme yapmanın zorunlu görüldüğü hallerde, gerekçeleri gösterilmek ve TMK.nun 2 nci maddesine aykırı olmamak koşulu ile sözleşme ve ekspertiz tarihleri de nazara alınarak, ekspertiz ücretinin davacıya yansıtabileceğinin ilke olarak kabulü gerekir.
Bu durumda, mahkemece, uyuşmazığın yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, ele alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, üstelik bilirkişi raporuna itibar edilmeme nedenleri de denetime elverişli bir şekilde gösterilmeden yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7412, K. 2011/16966, 14 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama