KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/7543 E., 2011/17618 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
463 kelime·2 dk okuma
. Taraflar arasında görülen davada Ankara 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/12/2009 tarih ve 2007/242-2009/2490 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ili davalılar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden davalılardan ...ve .....’ın müşterek borçlu ve müteselsil kefaletleri ile davalı şirket lehine kredi kullandırıldığını,sözleşmenin ek hükümler gereği kredi faiz oranlarının %6’ya yükseltilmesi nedeniyle davalı şirkete yeni ödeme planının gönderildiğini, yeni ödeme planına göre taksit miktarının eksik ödendiğini, davalılara yapılan ihtara rağmen ödeme yapılmadığından temerrüde düşen davalılar hakkında kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapıldığını, davalıların menfi tespit ve istirdat davası açtıklarını,
mahkemece davanın reddine karar verildiğini, temyiz edilmesi üzerine bozma ilamında davalılar hakkında yapılan takipte talep edilen %70 faiz oranı üzerinden hesap yapılması gerektiğinin bildirildiğini, %70 faiz talep edilmesinin %6 artış oranından feragat ettikleri anlamını taşımadığını, talep edilen 9.081.54 TL takip miktarının ödenmeyen bakiye kredi alacağı 2.328.00 TL ve %170 faizinden şimdilik 1000.00 TL olmak üzere toplam 3.328.00 TL’nin faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının müvekkilleri hakkında kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yaparak faiz türünü ve dosya hesabını alacağını karşılayacak şekilde yaptığını ve ödemelerin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre; davacının davalılar hakkında yapmış olduğu icra takibine karşılık davalıların Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açmış oldukları menfi tespit ve istirdat davası sonucunda mahkemece faiz oranının takip talebinde belirtildiği gibi %70 olarak dikkate alınarak davacıların davalı bankaya 765,04 TL borçlu olmadığının tespiti ile bu miktarın davalı bankadan istirdatına karar verilerek kesinleştiğini, kesinleşen karardan alacak miktarı ve faiz oranının davacı ve davalıları bağlayacak şekilde belirlendiğini,
konusu ve tarafları aynı olan davada verilen kesin hüküm niteliğinde olup tarafları bağladığını, alacağın tamamen ödenmiş olması dikkate alındığında aynı takip dosyası ile aynı sözleşme ve senede dayanarak yeniden talepte bulunulmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, alacak istemine ilişkin olup davacı vekili harçlandırdığı ıslah dilekçesi ile dosyadaki asıl alacak talebini 23.525.19 TL'ye yükseltmiştir. Dava tarihi itibariyle bu miktar sulh hukuk mahkemesinin görevini aşmakta olup dava değeri itibariyle görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermek gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak esasa ilişkin hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada yer olmadığına karar verilmiştir.
28.12.2011 - SK
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/7543, K. 2011/17618, 23 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama