KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8069 E., 2012/9494 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/01/2010 tarih ve 2008/530-2010/35 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 29/05/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ..... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin eski ortağı...’den olan alacağı nedeniyle başlattığı icra takibi sonucu borçlunun davalı şirketteki 240 adet hissesinin üzerine haciz konulduğunu, yapılan ihale sonucu müvekkilinin satışa çıkarılan 240 adet hisseyi satın aldığını, borçlu ve arkadaşları tarafından açılan ihalenin feshi davasının reddedildiğini ve kararın kesinleştiğini, sözkonusu hisselerin pay defterine kaydı amacıyla davalı şirkete başvurularda bulunulmasına rağmen kayıt işleminin yapılmadığını ileri sürerek, davacıya ait 240 adet hissenin davalı şirketin pay defterine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra takibi sırasında çıkarılan ödeme emrinin iptali için açılan dava sonucu ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, ödeme emrinin iptali nedeniyle satışlar da dahil olmak üzere yapılan tüm işlemlerin geçersiz hale geldiğini, tescil işlemlerinin durdurulması için icra müdürlüğü tarafından müvekkili şirkete yazı gönderildiğini, yönetim kurulunun icra müdürlüğü müzekkeresi ile tescil işlemlerini durdurmuş olması nedeniyle davacının dava açma hakkının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı şirketin eski ortağı...’den olan alacağı nedeniyle icra takibi başlattığı ve şirkette bulunan hisselerine haciz konulmasını talep ettiği, yapılan ihale sonucu davacının 240 adet hisseyi satın aldığı, borçlu ve arkadaşları tarafından açılan ihalenin feshi davasının reddedildiği ve bu kararın kesinleştiği, davaya konu hisselerin davacıya ait bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davada davalı şirketin verdiği vekaletname uyarınca yetkili kılınan vekiller aracılığıyla temsil edilmiş olmamasına, davaya konu hisselerin satımına ilişkin ihalenin kesinleşmiş bulunmasına,
bu durumda davalı şirketin yapılan ihale sonucu davacıya geçen şirket hisselerini davacı adına pay defterine tescil etmesi gerektiğine, davacıya karşı ancak hisselerin eski sahipleri tarafından ileri sürülebilecek hususları ileri sürmek suretiyle tescilden kaçınmasının mümkün olmamasına ve şirket anasözleşmesinin TTK’nun 418. maddesinde düzenlenen bağlam hükümleri taşıdığının da iddia ve ispat edilmemiş bulunmasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8069, K. 2012/9494, 31 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama