KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8355 E., 2012/8576 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
450 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.03.2010 tarih ve 2009/188-2010/49 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 22.05.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının tescilli '' NOBEL N+ŞEKİL'' ibareli markalarını 556 sayılı KHK:'nın 14 ve 42/c nci maddeleri uyarınca 5 yıl süre haklı neden olmaksızın ciddi şekilde kullanılmadığını ileri sürerek, dava konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, açılan böyle bir davada, ispat külfetinin davalı-marka sahibine ait olduğu, davalı şirkete 556 KHK 14 ncü maddesi gereğince dava konusu her iki markayı kullandığına dair delillerini bildirmesi için tebligat yapıldığı, davalı şirket tarafından herhangi bir delilin sunulmadığı gerekçesiyle açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece, dava dilekçesi dahil davalıya çıkartılan tebligatların usulüne uygun yapıldığı kabul edilip işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, davalı tüzel kişiliğe haiz bir şirket olup, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13 ncü, Tebligat Tüzüğü'nün ise 17 ve 18 nci maddeleri hükümlerine göre, tüzel kişilere tebligatın nasıl yapılacağı açıkça gösterilmiştir. Öte yandan, 1982 Anayasasının 36., HUMK'nun 73., 6100 sayılı HMK.'nun 27'nci maddlerinde, taraflar dinlenmeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden, hukuki dinlenilme hakkı gözetilmeden karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Somut olayda, dava dilekçesi ve delillerini sunmasına ilişkin davalıya çıkartılan tebligat ''6.Cadde 78....17/1 Aşağıöveçler/Ankara'' adresine çıkarılmış olup, davalı şirketin temyiz dilekçesine ekli ticaret sicil kayıtlarında merkezi 27.08.2008 tarihine kadar Barboros Bulvarı, No:76-78 Beşiktaş/İstanbul' dur. 27.08.2008 tarihinden sonra ise Inkılap Mah. Akçakoca Sok.
No:10 Ümraniye/İstanbul olarak değiştirildiği anlaşıldığı gibi dosya arasında davalıya ait olan marka tescil belgelerindeki adresi dahi Barboros Bulvarı, No:76-78 Beşiktaş/ İstanbul'dur.
Kaldı ki, işbu davadan önce açıldığı anlaşılan temyiz dilekçesine ekli taraflar arasındaki o davada dahi davacı tarafça dava dilekçesinde davalı şirketin adresi Barboros Bulvarı 76-78 Beşiktaş/İstanbul olarak gösterilmiş olup, bu bağlamda davalı şirkete yapılan işbu davadaki her iki tebligatın da esasen usulsüz olduğu açıktır.
Bu durumda, mahkemece, davalı şirket bakımından usulüne uygun biçimde taraf teşkili sağlanmadan aleyhinde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8355, K. 2012/8576, 22 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama