KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8577 E., 2012/1114 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Vekili
- Av. ...
- Davalılar
- 1-...
Karar Metni
525 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
2-... 3-... VEKİLİ : Av. ... FERİ MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ...
Taraflar arasında görülen davada Balıkesir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 01/04/2010 tarih ve 2008/512-2010/127 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin dava dışı .... ile imzaladığı ticari marka lisans sözleşmesi ile "Converse All Star" markasının Türkiye'de üretim ve dağıtım hakkına sahip olduğunu, davalıların ayakkabı ticareti yaptıkları mağazada müvekkiline ait markanın kullanıldığı taklit edilmiş ürünler sattıklarını ileri sürerek, uğranılan zarar karşılığı şimdilik 10.000 TL lisans sözleşmesi bedelinin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacının lisansını aldığı ürünlerin satışını yapmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemenin davalıların eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğu gerekçesi ile davanın kabulüne ilişkin kararı Daire'mizce bozulmuş,mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra; toplanan kanıtlara göre; lisans sahibi feri müdahil .... vekilinin 06/11/2009 tarihli dilekçesi ile davaya icazet verdiği, öte yandan davacının 01/01/2003 tarihli distürübütörlük ve lisans sözleşmesine uyarınca Türkiye'de Converse marka ürünleri üretme ve satma konusunda münhasır yetkiye sahip olduğu,
lisans sahibinin 08/02/2005 onay tarihli vekaletname ile “Türkiye'de doğrudan veya dolaylı olarak sahte Converse ürünlerinin imalatı, satışı veya dağıtımı ile uğraşan ve/veya Converse ticari markalarını ihlal eden kişiler hakkında, Converse adına hareket etmeye etkili olmak üzere her türlü davanın açılması için 31.12.2005 tarihine kadar davacıya yetki verdiği, vekaletnamenin asıl amacının davacı şirkete inhisari lisans verilmesi olduğu,
bu durumda davacının marka hakkı sahibinin açabileceği bütün davaları kendi adına açabileceği, bir an için anılan vekaletnamenin basit lisansı inhisari lisansa çevirmeyeceği kabul edilmesi halinde dahi, vekaletnamenin özü itibariyle davacıya 31/12/2005 tarihine kadar dava açma yetkisi verdiğinin kabulünün gerektiği, kaldı ki basit lisans sahibine sözleşme ile dava açma hakkı tanınmasının önünde
./.. 2010/8577 2012/1114
S2
de engel bulunmadığı, bu itibarla davadan önce verilmiş olan vekaletnamenin mahiyeti de göz önüne alınarak dava şartının gerçekleştiğinin kabulü gerektiği gerekçesi ile, davanın kabulüne 10.000.-TL tazminatın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. Dava, lisans hakkının ihlali nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
TMK.nun 6. maddesi uyarınca "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf davalıların lisanslı markanın kullanıldığı taklit ürünleri sattıklarını ileri sürmüş, davalı taraf ise bu ürünlerin satışını yapmadıklarını savunmuştur.
Davacının dayandığı 26.04.2005 tarihli yazar kasa fişinde, satılan ürünün davacının lisans hakkına sahip olduğu ürün olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı gibi, keşif sonrası bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da davalıların işyerinde davaya konu ürünlerin satıldığına dair kayıt bulunmadığı bildirilmiştir.Öte yandan, davacının çalışanı olan tanığın beyanları da örnek ürünün davalılardan satın alındığına dair yeterli kanaat vermemektedir.
Şu halde, sunulan kanıtların davacı iddiasının ispatı için yeterli bulunmadığı gözetilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün davalı yararına bozulması gerekmiştir.
29/02/2012 HŞ
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8577, K. 2012/1114, 1 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama