KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8702 E., 2010/12033 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
510 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 12.11.2008 tarih ve 2007/68-2008/567 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin paralarını davalı banka nezdindeki repo hesaplarında değerlendirmekte iken davalı banka çalışanının paraları zimmetine geçirmiş olması nedeniyle parasını alamadığını, davalı banka aleyhine açılan dava sonucu repo hesabına yatırılan 29.000.000.000 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verildiğini, kararın icra takibine konulması sonucu hükmedilen bedelin 18.07.2002 tarihinde faiziyle birlikte alındığını, alınan faiz miktarının 07.12.1999 tarihinden tahsil gününe kadar oluşan gecikmelerden kaynaklanan zararı karşılamadığını,
müvekkilinin mevduatını repo işlemlerinde veya getirisi yüksek diğer banka işlemlerinde değerlendirmiş olsaydı gelirinin 100.000.000.000 TL’nin çok üstüne çıkacağını ileri sürerek, müvekkilinin alınan faizle karşılanamayan munzam zararının bir kısmına karşılık olmak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000.000.000 TL’nin 18.07.2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının zararının tamamen karşılanmış olduğunu, davacının geçmiş günler faizini aşan bir zararının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, benimsenen 27.03.2008 havale tarihli bilirkişi raporuna ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 29.000.000.000 TL parasının 07.12.1999-18.07.2002 tarihleri arasında faiz anaparaya ilave edilmeden bankanın gecelik repo faiz oranları uygulanmak suretiyle yapılan hesaplaması sonucu 126.432.547.397 TL alacaklı olduğu, bu miktardan 77.011.577.852 TL yapılan ödeme düşüldüğünde davacının munzam zararının 49.420,97 YTL olduğu sonucuna varılarak davanın kabulü ile (20.000,00)YTL’nın 18.07.2002 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, munzam zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davacının uğradığını iddia ettiği munzam zararın tespiti için 07.12.1999-18.07.2002 tarihleri arasındaki davalı bankanın gecelik repo faiz oranları uygulanarak hesaplama yapılmıştır.Yapılan hesaplamada davalı bankanın bu dönemde uyguladığı maksimum faiz oranları esas alınmış olup, davalı banka bilirkişi raporuna itirazında, hesaplamada esas alınan gecelik repo faiz oranlarının bankanın istisnai hallerde, bazı koşullarla özel müşterilerine uyguladığı faiz oranları olup, davacının parasının bu kapsamda olmadığını, maksimum faiz oranlarının uygulanmasının hatalı bulunduğunu belirtmiştir.Bu durumda mahkemece,
davalının bu itirazı üzerinde durularak anılan tarihler arasında uygulanan maksimum faiz oranlarının hangi koşullarla uygulandığının araştırılarak sonucuna göre davacının parasının anılan tarihler arasında gecelik repo hesabında tutulması halinde davalı banka tarafından uygulanması mümkün faiz oranlarının tespit edilerek bu oranlar üzerinden hesaplama yapılması gerekirken, anılan itiraz üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8702, K. 2010/12033, 25 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama