KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8780 E., 2010/9714 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Ekim 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
635 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.04.2008 gün ve 2005/422-2008/94 sayılı kararı onayan Daire’nin 30.03.2010 gün ve 2008/12129-2010/3522 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1992 yılından beri RMS ibaresini gerek ticaret unvanında ve gerekse ürünlerinde marka olarak kullandığını, davalının ise bu bu ibareyi 2002 yılında marka olarak tescil ettirdiğini bu durumun müvekkilinin unvanına ve davacının tescilsiz olarak kullandığı markasına tecavüz ile haksız rekabette neden olduğunu ileri sürerek, davalının markasının hükümsüzlüğünü, müvekkilinin unvanına ve markasına tecavüzün men’i ile haksız rekabetin men’ini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, markalar arasında benzerlik olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalıdan evvel RMS ibaresini gerek ticaret unvanında ve gerekse marka olarak kullanarak ayırt edicilik kazandırdığı, davalının sonradan tescil ettirdiği markanın emtia grubundan davacının faaliyet alanında bulunanların çıkarılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2002/6752 sayılı markadan 9/04, 13, 22, 37. alt sınıf ile 37/16, 17 ve 18. alt sınıflarda yer alan mal ve hizmetlerin çıkartılarak bu mal ve hizmetler yönünden markanın hükümsüzlüğüne, bu mal ve hizmetler yönünden markanın kullanılmasının yasaklanmasına, davalının ticaret unvanında yer alan “RMS elektronik” ibaresinin çıkarılmasına, haksız rekabete ilişkin istemin reddine, hükmün ilanına dair verilen karar,davalı vekilinin temyizi üzerine onanmıştır.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen aşağıdaki bendin dışında kalan diğer karar düzeltme itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak, HUMK 74. maddesi uyarınca hakim talepten fazlasına karar veremez. Bu itibarla, talep olmadığı halde mahkemece davalının ticaret unvanında yer alan “RMS elektronik” ibaresinin ticaret unvanından terkinine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Aynı şekilde, tescilli bir unvan sicilden terkin edilinceye kadar koruma altında kalmaya devam edecektir. Hukuken var olan bir hakkın fiilen kullanılması engellenemez. Davalının ticaret unvanının terkinine yönelik bir dava olmadığı ve haksız rekabetin önlenmesine ilişkin talebin reddedilmiş olmasına göre, mahkemece bu ibarenin devalının unvanında kullanılmasına yasaklanmasına dair fiili durumun ortadan kaldırılmasına da karar verilemez.
Öte yandan, mahkemece davalı adına tescilli 2002/6752 sayılı “RMS” ibareli markanın bir kısım mal ve hizmetler için kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, kısmi hükümsüzlük kararı kesinleşinceye kadar davalı kullanımının haksız bir kullanım oluşturmayacağı göz ardı edilerek; mahkemece hükümsüz kılınan mal ve hizmetler yönünden markanın kullanılmasının yasaklanmasına, markayı taşıyan kartvizit, tabela vs. basılı evrak ile ürün ve araçlara el konularak markanın silinmesine, silinmesi mümkün olmadığı takdirde imhasına da hükmedilerek, kararın kesinleşmesinden sonraki tarihlerde davalı tarafça bir kullanım gerçekleştiği takdirde ancak yeni bir dava konusunu oluşturacak hususları kapsayacak şekilde men kararı verilmesi de isabetsizdir.
Yine, 556 sayılı KHK’nin 62/f ve 72. maddelerine göre marka hakkına tecavüz davası sonucunda haklı çıkan tarafın isteği üzerine hükmün tamamen veya özet olarak ilanına karar verilebilir. Aynı KHK’nin 42. maddesine dayalı olarak açılan davalarda ise verilecek hükümsüzlük kararlarının ilan edilebileceğine dair bir düzenleme kullanmadığından hükmün ilanına karar verilmesi de doğru olmamakla birlikte, mahkemece verilen kararın Dairemizin 30.03.2010 tarih ve 12129/3522 sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği anlaşıldığından, davalı vekilinin bu yönlere ilişkin karar düzeltme isteğinin kabulüyle yukarıda açıklanan ve mahkeme kararının hüküm fıkrası 2, 3 ve 5. bentlerinde kabul edilen talepler bakımından Dairemiz onama ilamının kaldırılarak kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8780, K. 2010/9714, 5 Ekim 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama