KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/8830 E., 2012/1036 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
446 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.10.2009 tarih ve 2008/371-2009/510 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalılardan .........,’in maliki bulunduğu taşınmazı satın almak için bu davalı ile anlaştığını, taşınmaz üzerinde davalı ... lehine 1.derecede ipotek bulunduğunu, davalı bankanın 09.05.2008 tarihli yazısında konut kredisi bedelinin ödenmesi halinde ipoteğin kaldırılacağını bildirildiğini, müvekkilinin konut kredisi kullandığı TEB lehine 2. derecede ipotek tesis edilerek taşınmazı satın aldığını, müvekkilinin TEB’den aldığı 63.467,00 TL krediyi 23.05.2008 tarihinde davalı ...’in HSBC Bank hesabına konut bedeli açıklaması yazarak gönderdiğini,
davalı bankanın gönderilen bedeli .......,in konut kredisi borcuna mahsup etmesi gerekirken etmemesi sebebiyle paranın davalı ... tarafından çekildiğini, davalı bankanın bilgi veren konumunda olduğunu ve kurulması düşünülen sözleşmenin varlığı ve ifası, irade beyanlarının doğruluğu konusunda üçüncü kişinin iradesini etkileyen davranışlarda bulunduğunu, hukuki işlem alanına katılmaktan dolayı sorumlu olduğunu ileri sürerek, 63.467,00 TL’nin 23.05.2008 tarihinden itibaren avans faizi ile davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taşınmaz üzerinde bankanın 97.688,70 TL ipoteğinin mevcut olduğunu, davacı tarafından bankaya gönderilen dekontta diğer davalı ...’in isminin yer aldığını, bu paranın Münevver’in kredi riskine mahsup edilmesine dair açıklama ve talimat bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., ilk cevabında gönderilen paranın davacı tarafından taşınmazın satın alması karşılığında peşin ödenmesi kararlaştırılan bedel olduğunu ifade etmiş, daha sonraki dilekçesinde gönderilen paranın kredi borcundan düşülmek üzere gönderildiğini ve banka personelinin bu durumdan haberdar olduğunu ifade etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davalı ...’in taşınmazını davacıya satıp bedelini tahsil ettikten sonra davacı tarafından 23.05.2008 günlü havale ile
gönderilen parayı haksız yere alıp kullandığı, ipoteği kaldırtmadığı, davalı bankanın da ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığı, gönderilen paranın davalı ...’e fazladan ödendiği ve davacıya iadesi gerektiği, davalı bankanın ise davacı tarafından ......,’e gönderilen üzerinde konut bedeli ibaresi bulunan havaleyi talimata uyup.....,’in hesabına aktardığı, davalı bankanın bu paranın davalı ...’in kullandığı ve ödenmeyen kredi alacağına mahsuben gönderildiğini bildiği ve buna rağmen Münevver’in hesabına aktardığı iddiasının yasaya uygun delillerle kanıtlamadığı gerekçesiyle davalı banka yönünden davanın reddine, 63.467,00 TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle ......,’den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/8830, K. 2012/1036, 30 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama