KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9083 E., 2012/1518 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
474 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.12.2009 tarih ve 2008/368 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1968 tarihinden beri “VİP” unvanını kullandığını, aynı ibareyi 1994 yılında da marka olarak tescil ettirdiğini, bu markanın tanınmış hale geldiğini, bu durumun mahkeme kararı ile sabit olduğunu, davalı gerçek kişinin ise “OTO VİP” ibaresini marka olarak tescil ettirmek için diğer davalıya başvuru yaptığını, bu başvuruya müvekkili tarafından yapılan itirazın davalı kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, ancak bu kararın usul ve yasaya aykırı bulunduğunu, zira söz konusu ibarenin 556 sayılı KHK'nun 8/4. maddesi uyarınca tescilinin mümkün olmadığını, iltibas tehlikesinin bulunduğunu ileri sürerek,
davalı TPE YİDK 2008-M-1466 sayılı kararının iptaline, diğer davalı adına tescil edilmiş olması halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı markalarının asıl unsurunun “VIP” ibaresinden oluştuğu, bu ibarenin hizmet sektöründe ve özellikle seyahat, konaklama ve yiyecek içecek sektöründe gittikçe daha fazla bilinen bir kavram olarak, İngilizce "Very Important Person" ibaresinin kısaltması olduğu, ancak davacının uzun yıllardan bu yana bu marka ile verdiği acentelik ve tur organizatörlüğü hizmeti sebebiyle bu anlamından bir ölçüde bağımsızlaşarak "bir seyahat acentesinin markası" şeklinde algılanmaya başladığı,
davalı markasının asli unsuru olan "OTOVİP" ibaresinin ise bir bütün olarak anlam içermediği, bununla birlikte otomobil sektörü ile ilgili bir marka imajı veren "OTO" ibaresi ile "çok önemli kişi" anlamına gelen "VİP" ibaresinin birleştirilmesi suretiyle zayıfta olsa markasal ayırt ediciliğe sahip bir ibare oluşturulduğu,
davalının markasının kapsamında turizm sektörü ile ilişkili bir hizmet bulunmadığından markanın kullanılacağı hizmetler itibariyle bir çağrışımın söz konusu olmayacağı, dolayısıyla davacının markası ile davalının başvurusu arasında, başvuru kapsamında kalmış olan hizmetler yönünden 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında bir benzerlik ya da yakınlık bulunmadığı, davacının markasının tanınmışlığı turizm sektörüne ilişkin olduğundan ve davalının marka kapsamında bu türden bir hizmet bulunmadığından, davalının markasının tescil olunmak istendiği hizmetlerde kullanılmasının davalının haksız kazanç elde etmesi,
davacı markasının tanınmışlığına veya itibarına zarar vermesi sonuçlarını da doğurmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9083, K. 2012/1518, 7 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama