KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9317 E., 2012/3237 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
424 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11/03/2010 tarih ve 2008/247-2010/57 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin otobüs, midibüs ve hafif kamyon üretimi sürdürdüğünü, "citibus" ibareli marka tescil başvurusuna yaptıkları itirazların reddedildiğini, "citybus" ibaresinin şehir otobüsü anlamında kullanıldığını, sektörde yaygın olan ibarenin marka vasfını haiz olmadığını ve bu ibare ile işbu davaya konu "citibus" ibaresinin yazılış bakımından çok benzer ve fonetik bakımından aynı olduğunu, 556 Sayılı KHK 7/1(d) maddesine göre ticaret alanında herkes tarafından kullanılan işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markaların, marka olarak tescil edilemeyeceğini ileri sürerek,
TPE YİDK'nın 23.05.2008 tarih ve 2008-M-2970 sayılı kararının iptaline, tescil edilmesine karar verilen markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, kararın gazetede yayınlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı vekili, toplu taşıma aracı olarak adlandırılan otobüslerde şehir otobüs veya citybus şeklinde bir sınıflandırma veya tür bulunmadığını, davacının TEMSA "CİTYBUS" başvurusunun davacının kötüniyetini gösterdiğini, kullanım sonucu ayırt edici hale gelen markaların 556 sayılı KHK'nın 7/1-a-b-d bendlerine göre reddi ve hükümsüzlüğünün mümkün olmadığını, müvekkilinin tanıtım harcamaları ve faaliyetleri ile markanın tanınır hale geldiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı markasının, alıcı tanımasa da, belirtilen ürünleri marka sahibine bağladığı ve ürünlerin başvurucuya ait olduğunu malların alıcı veya yararlanıcısına anlatmakta yeterli bulunduğu, bu bağlamda tescil olunan işaretin, ürünlerin kaynağını gösterebilmesi sebebiyle ayırt ediciliği haiz olduğu, markanın hükümsüz kılınmasına neden olacak bir eksikliğin bulunmadığı, ayrıca başvuru konusu ibareye kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve dava konusu "CITIBUS" ibaresinin ticaret alanında herkesin kullanımına açık olması gereken "CITYBUS" ibaresinden farklı kılan ve ayırt edici vasfı bulunan bir işaret olmaması nedeniyle bağımsız olarak tescil edilebileceğine ilişkin mahkeme görüşü isabetli olmamakla birlikte, davacı tarafça "CITIBUS" ibaresine 556 sayılı KHK'nin 7/son. fıkrası anlamında kullanımla ayırt edicilik kazandırıldığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9317, K. 2012/3237, 5 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama