KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9320 E., 2012/1892 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 25.02.2010 tarih ve 2008/164 - 2010/50 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait “BREF” markasının 03. 05. ve 21. sınıflarda tescili için davalı TPE'ye yapılan başvuruya diğer davalı şirket tarafından “Bef+şekil” ibareli markaya dayalı olarak itiraz edildiğini, YİDK'nun 10.03.2008 tarihli kararı ile davalı şirketin itirazının kısmen kabul edildiğini ve 3. sınıf kapsamındaki ürünler yönünden müvekkilinin başvurusunun reddedildiğini, anılan kararın yasaya ve hukuka uygun bulunmadığını, tescile konu müvekkili markasının dünyaca tanınmış bir marka olduğunu, WIPO nezdinde ve birçok ülkede yapılan tescillerle korunduğunu, “BREF” markası üzerinde müvekkilinin öncelikli hak sahibi bulunduğunu,
markalar arasında iltibas tehlikesinin olmadığını, ancak mahkemece aksi kanaatte olunması halinde davalı şirket markasının sicilden terkininin gerektiğini ileri sürerek, müvekkiline ait “BREF” markasının tanınmış marka olduğunun tespitine, YİDK'nun 10.03.2008 gün, 2008-M-1467 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, müvekkili kurum tarafından alınan kararın usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı şirket vekili, başvuru konusu markanın tanınmış marka olmadığını,müvekkiline ait marka başvurusunun, davaya konu başvurudan önce yapıldığını, ayrıca başvurudan önce de müvekkilinin kendisine ait markayı tescilsiz olarak kullandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin “Bef+şekil” ibareli markasının 2006 yılında tescil edildiği, davalının bu markayı tescilden önce de kullandığını savunduğu, bu konuda dosyaya sunulan delillerden en eskisinin 2003 tarihli olduğu, davacının ise 2001 yılında aynı sınıfta tescil edilmiş olan “BREF” ana unsurlu markaların sahibi bulunduğu, taraf markalarının görsel ve sescil manada birbirlerine benzedikleri, ilişkin bulundukları mal ve hizmetlerinde aynı tür olduğu,
bu nedenle davacının 556 sayılı KHK'nin 7/1-b ve 8/1-b maddeleri uyarınca davalının markasının hükümsüzlüğünü isteyebileceği, kural olarak davalı adına tescilli redde mesnet markanın hükümsüz kılınmasının iptali istenen YİDK kararının hukuki durumunu etkilemeyeceği, zira kararın tesis edildiği zamanda redde mesnet markanın hukuken hükmünü sürdürdüğü, ancak davacının önceden adına tescil edilmiş olan “BREF” asli unsurlu seri markalarının bulunduğu, son başvurunun da davacının önceden beri kullandığı, işletmesi ile özdeşleşmiş markalarının asli unsurunu aynen içerdiği,
işletmesel köken itibariyle önceki tescilli markaları ile bağlantılı olduğu mesajını açık biçimde verdiği, önceki markaların serisi olarak algılanmasında tereddüt bulunmadığı, öte yandan davacının başvurusuna konu ibarenin davalının “Bef” ibareli markasına değil kendisinin öteden bu yana tescilli markasına yanaştığı, iltibas veya haksız rekabete yol açmayacağı, açıklanan ilkenin gözetilmediği YİDK kararının yerinde bulunmadığı,
TPE'ye başvuru yapılmadan doğrudan mahkemeye başvurarak markanın tanınmış marka olduğunun tespitinin istenemeyeceği, ayrıca henüz tescil edilmemiş bulunan davacı markasının tanınmış marka olduğu hususunda davalı TPE'nin karar alma yetkisinin olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK'nun 2008/M-1467 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2006/16573 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, tanınmışlığın tespiti isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri ayrı ayrı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9320, K. 2012/1892, 14 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama