KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/954 E., 2012/391 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
435 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07.07.2009 tarih ve 2006/168 - 2009/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 17.01.2012 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi Pınar Şengel tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 85.000,00 TL birikimini davalı aracı kurum nezdinde değerlendirmek amacıyla bir hesap açtırdığını, sözkonusu hesabın aktif olarak faaliyette bulunduğu 21 iş günü süresinde müvekkilinin 50.000,00 TL zarar etmesi sonucu anaparasının 35.000,00 TL’na düştüğünü, bu durumdan davalı kurumun yaptığı işlemlerde gerekli dikkat ve özeni göstermediğinin anlaşıldığı gibi davalı kurumun müvekkilinin işlemlerini takip ettirdiği dealer Burak ve broker Burcu’yu işten el çektirmiş olmasından da müvekkilinin zarara uğratıldığının ortaya çıktığını,
işin başlangıcında dealer Burak tarafından müvekkiline boş birtakım formlar ve kağıtlar imzalatılarak bilahare yapılan işlemlerin sanki usulüne uygunmuş gibi hareket edilerek boş formların doldurulmuş olduğunu, müvekkilinin davalı kurum tarafından zarara uğratıldığını ileri sürerek, fazlaya ait haklar sakla kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL tutarındaki zararın davalıdan faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu hesapta ortaya çıkan zarardan davacının sorumlu olduğunu, zararına sebep olan tüm hisse senedi alım-satım işlemlerinin bizzat davacının kendi kararları ile gerçekleştirildiğini, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hesabından gerçekleştirilen menkul kıymet alım-satım işlemlerine ilişkin olarak talimatlarının bulunduğu, işlemlere ilişkin olarak aracı kurum tarafından düzenlenen hesap özetlerinin davacı tarafından mutabık kalındığına dair şerh verilmek suretiyle ihtirazı kayıtsız olarak imzalandığı, davacının davalı aracı kurum çalışanlarınca kendisinden boş imzalı kağıtlar alındığı,
imzalı iş emirlerinin kötü niyetli olarak oluşturulduğuna ilişkin iddialarının yazılı delille ispatının gerektiği, ancak davacının bu yönde dosyaya herhangi bir yazılı belge sunamadığı gibi hisse alım satım işlemlerinde davalının özen borcuna aykırı hareket ettiğinin de ispatlanamadığı gerekçesiyle davacının tazminat istemi yerinde görülmeyerek buna ilişkin davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/954, K. 2012/391, 19 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama