KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/9778 E., 2012/1292 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Vekili
- AV....
Karar Metni
399 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada Kahramanmaraş 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.12.2009 tarih ve 2008/30 - 2009/480 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya kum emtiasını taşıma hizmeti verdiğini, 14 adet fatura karşılığı 84.364,50 TL tutarında alacağının bulunduğunu ancak davalının sadece 68.400,00 TL ödeme yaptığını, bakiye alacağı 15.964,50 TL’nın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu borcun ödendiğini, davacıya borçlarının bulunmadığını savunarak davanın reddini ve % 40 oranında kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve davacı tarafından teklif edilen yemin metnine göre davalı tarafın borcunun bulunmadığı konusunda yemin icra ettiği gerekçesiyle davanın reddine ve 6.385,80 TL kötüniyet tazminatının davacıdan tahsil olunarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, taşıma ücretinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
HUMK'nun 382 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 gün ve 1991/7 esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
./... 2010/9778 2012/1292
S:2
Somut olayda mahkemece, kısa kararda davanın reddine karar verilmekle yetinilerek davalı tarafın kötüniyet tazminatı istemine ilişkin hüküm kurulmadığı halde, gerekçeli kararda 6.385,80 TL kötüniyet tazminatının davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine hükmedilmiştir. Bu durum karşısında, kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine uygun yazılmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
15.02.2012 - HK
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/9778, K. 2012/1292, 3 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama