KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10033 E., 2012/16302 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2012
- Mahkemesi
- SULH HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
412 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Erzincan Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 07/10/2010 tarih ve 2009/734-2010/1339 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ortaklarından ...'ın Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün onayı ile davalı şirkete ait maden sahasına teknik nezaretçi olarak atandığını ve 17.07.2008-22.12.2008 tarihleri arasında teknik nezaretçilik görevini sürdürdüğünü ancak hizmet bedelinin ödenmediğini belirterek 3.746,50 TL hizmet bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkili şirketin teknik nezaretçilik görevi hususunda dava dışı ...'e vekaletname verdiğini ve bu kişiye 40.000,00 TL ödediğini, bu kişi bir başkasını görevlendirmiş ise buna müvekkilinin muvafakatinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirket ortağı ...'ın davalı şirkete ait maden sahasına davalı şirket vekili ... tarafından teknik nezaretçi olarak atandığı, 17.07.2008 - 22.12.2008 tarihleri arasında teknik nezaretçilik görevinin sürdürüldüğü, hizmet işinin yapıldığının resmi belgelerle sabit olduğu, yapılan hizmet bedelinin davacı şirkete veya bizzat teknik nezaretçiye ödendiğinin davacı tarafça kesin delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, tacirler arası hizmet akdinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Oysa, dosya içerisinde yer alan Maden İşleri Genel Müdürlüğü'nün 14.01.2010 tarihli yazısı ve ekleri incelendiğinde, davalının uhdesinde bulunan maden sahasına davacı şirketin ortağı bulunan dava dışı ...'ın teknik nezaretçi olarak atandığının bildirilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
Esasen, teknik nezaretçilik hizmetinin bizzat dava dışı şirket ortağı ... tarafından yerine getirildiği dava dilekçesinde de belirtilmiştir.
O halde, teknik nezaretçi olarak atanan dava dışı şirket ortağı ...'ın kendi adına mı hareket ettiği yoksa şirket adına mı hareket ederek hizmet verdiği hususu araştırılmaksızın ve bu kapsamda davacı şirketin aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı değerlendirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10033, K. 2012/16302, 16 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama