KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10080 E., 2012/16312 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
395 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/03/2010 tarih ve 2009/907-2010/185 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada dava dışı F.M. adlı kişi tarafından davacının davalı Banka nezdindeki hesabına internet üzerinden girilerek yatırım fonlarının nakde çevrilerek, 12.084,70 TL’nın çekildiğini, bundan internet şifresinin başkalarınca öğrenilmesini engelleyici güvenlik önlemleri almayan davalının sorumlu olduğunu, birleşen davada ise müvekkilinin davalı Banka uhdesinde bulunan hesabından izinsiz bir şekilde para çekilmesi sonucu oluşan (11.092,33) TL zararın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın internet bankacılığı işlemlerine yönelik gerekli tüm önlemleri aldığını, davacının sözleşmenin 21 nci maddesiyle kullanıcı şifresinin herhangi bir üçüncü kişi tarafından kullanımının sonuçlarından sorumlu olduğunu kabul ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada, dosyanın 14.12.2009 tarihinde işlemden kaldırıldığı, üç aydan fazla zaman geçtiği halde yenilenmediği gerekçesiyle asıl dava ve birleşen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davalılar vekili temyiz etmiştir
Uyuşmazlık, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 409. maddesi kapsamında, karar düzeltme talebinin kabulü ile yerel mahkeme kararının davalı yararına bozulmasından sonra mahkemece belirlenen duruşma gününün taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediği ve aynı madde kapsamında davanın açılmamış sayılmasına karar verilip verilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
HUMK'nun 409. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılması için tarafların usulünce oturuma çağrılmış ve davanın taraflarca takip edilmemiş olması gerekir.
Somut olayda, karar düzeltme talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın davalı yararına bozulması üzerine, davalı vekiline, mahkemece belirlenen 14.12.2009 tarihli duruşma gününe ilişkin tebligatın, dosya kapsamında daha önce hiç tebligat yapılmayan ve esasen davanın taraflarınca da hiç bildirilmemiş olan ilgisiz bir adrese çıkartıldığı, tebligatın bila ikmal iade edilmesinden sonra, davalıya bir daha tebligat çıkarılmamış olduğu
anlaşılmıştır. O halde, davalı tarafa usulüne uygun olarak tebligat yapıldığının kabulü ile dava takip edilmediğinden ve taraflarca süresi içinde yenilenmediğinden bahisle dosyanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamış, kararın asıl ve birleşen davada davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10080, K. 2012/16312, 16 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama