KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10160 E., 2013/12804 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
564 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17.03.2011 tarih ve 2011/12-2011/42 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.06.2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ...ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 1973 yılında kurulup, 13.06.1979 tarihinden itibaren “...
Pazarlama ve Ticaret A.Ş.” ticaret unvanı ile tekstil alanında faaliyette bulunduğunu ve anılan ibarenin marka olarak da ilk defa 17.11.1989 tarihinde tekstil ile ilgili eşyalara ilişkin olarak tescil ettirildiğini, davalının da müvekkilinin tescilli olarak kullandığı markasının aynısını hem ticaret unvanında, hem de ürünlerinde kullanarak tekstil alanında faaliyet gösterdiğini, davalının müvekkiline ait marka ve ticaret unvanının esaslı unsurunu oluşturan “Hisar” kök sözcüğünü kullanmasının iltibasa yol açtığını, davalı eyleminin 556 sayılı KHK’nin 61. maddesinde sayılan markaya tecavüz hallerine girdiğini,
yapılan uyarıya rağmen kullanımına devam ettiğini ileri sürerek, davalı tarafından müvekkili şirketin marka hakkı ile ticaret unvanına karşı işlenen tecavüz ile haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine ve oluşan maddi durumların ortadan kaldırılmasına, davalının unvanında yer alan “Hisar” sözcüğünün çıkarılmasına ve ticaret sicilinden terkinine, anılan sözcüğün tanıtma araçlarından, elektronik posta adresinden, internet sitesinden ve haksız rekabet oluşturan ürünlerden çıkarılmasına,
bu mümkün olmazsa anılan ürünlerin imhasına, 5.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, hüküm özetinin gazetede ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin 1989 yılından beri Denizli Ticaret Odası’na kayıtlı olduğunu, kendisine ait ticaret unvanı, marka ve amblemini kullandığını, Türkiye’de “Hisar” sözcüğünü taşıyan birçok şirket bulunduğunu, müvekkili şirketin davacıyı zarara uğratacak bir davranışı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ticaret unvanına yönelik talebin reddine, tazminat taleplerinin atiye bırakıldığından bu yönde hüküm kurulmasına yer olmadığına, marka hakkına tecavüzün tespitine, HİSAR sözcüğünün ürünlerde, ürünlerin tanıtım araçlarında, işyeri evraklarında markasal şekilde kullanımın önlenmesine ilişkin verilen karar davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce “davacı vekilinin davalı tarafa ait olduğu iddiası ile sunduğu bazı internet sayfalarına ilişkin örneklerin dava tarihinden önceki tarihi, bir kısmının ise dava açıldıktan sonraki tarihi taşıdığı,
buna göre davalı tarafın internet sitesinde dava tarihinden önce yer alan “...” ibaresini kullanım şeklinin, davacının marka hakkına tecavüz teşkil edip etmeyeceği, dava tarihinden sonraki kullanımın ise hangi nedenle dava tarihinden önceki kullanım olarak nitelendirildiği hususlarının tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak,
davalının internet sitesinde tescilli markası veya tescil edildiği şekliyle ticari unvanını tam kullanarak ticari hizmetlerini tanıtma yerine, gerek davadan önce ve gerekse davanın devamı sırasında davacının markasının ayırt edici unsuru olan ... ibaresini, tekstil faaliyetlerinin tanıtımında kullanması nedeniyle marka hakkına tecavüzün tesbiti ile HİSAR sözcüğünün davalıya ait internet sayfasında markasal kullanımın (ticari unvan olarak kullanma hakkı bulunduğu ve bu hakkı saklı olmak üzere) önlenmesine, ibarenin sayfadan çıkarılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10160, K. 2013/12804, 18 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama