KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10543 E., 2012/18085 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
736 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Manisa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.12.2010 tarih ve 2009/377-2010/392 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin 35. sınıf ve 37. sınıfta 99/033003-204704 tescil numaralı "şekil+TAŞKIRAN", 2001/00459 tescil numaralı "GENÇ TAŞKIRAN", 2001/00458 tescil numaralı "ÖZ TAŞKIRAN", 2006/40367 tescil numaralı "TAŞKIRAN abc şekil", 2009/33215 tescil numaralı "TAŞKIRAN şekil" ibareli 5 adet tescilli markası bulunduğunu, davalının satış hizmetleri ve mobilya tamir hizmetlerine ilişkin aynı sınıflar için yaptığı 21/03/2007 tarih 2007/14381 sayılı başvurusu kabul edilerek 22/10/2008 tarihinde "GENÇ TAŞKIRANLAR" ibareli markanın davalı adına tescil edildiğini,
esaslı unsuru "TAŞKIRAN" olan davacı firmaya ait 5 adet marka ile davalı adına tescil edilmiş bulunan "GENÇ TAŞKIRANLAR" ibareli markanın görsel, biçimsel, anlamsal ve işitsel özellikler bakımından benzerlik taşıdığını ileri sürerek davalı firmaya ait 21/03/2007 tarih 2007/14381 tescil numaralı "GENÇ TAŞKINLAR" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, "TAŞKIRAN" isminin Manisa'da yaygın bir soyadı olup, birçok ticarethanenin de ticari ismi olarak kullanıldığını, TPE'nin internet sayfasından alınan çıktılarından görüleceği üzere TAŞKIRAN ibaresinin içinde kullanıldığı çok sayıda marka bulunduğunu, bu markalar içinde davacı şirketten önce tescil yapılan markalar olduğunu, TAŞKIRAN ibaresinin ayırt edici nitelikte olmadığını, yaygın şekilde kullanıldığını, davacı şirketin markasının tanınmış bir marka olmadığını,
davacının Manisa Ticaret Sicil Memurluğunca verilen 27/09/2001 tarih ve 8610 sicil nolu Ticaret Sicil Tasdiknamesi ile dava konusu markayı ticaret ünvanı olarak kullandığını, aradan geçen zaman dikkate alındığında davacı şirketin açtığı davanın M.K 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması kapsamında kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının 2007/14381 kot nolu marka başvurusunu yapma ve tescili takibi kullanma süresince kötü niyetli olmadığı, davacı şirkete ait 1999/204704, 2001/458, 2001/459, 2006/4067 kot nolu markaların ayırt edici nitelik kazandığı yolunda bir tespitinin yapılmadığı, çekişmeli bulunan 2007/14381 kot nolu markanın 556 sayılı KHK.nin 7/son ve 42/son maddeleri anlamında ayırt edici nitelik kazandığı yolundaki iddianın kanıtlanamadığı,
556 sayılı KHK'nin 7/b ve 8/b maddeleri anlamındaki mutlak ve nispi tescil engellerinin KHK'nin 8/3 ve 8/5 maddelerine dayalı olarak aşılması usul ve yasaya uygun olmadığı, davacı şirkete ait 2001/459 kot nolu marka ile çekişmeli, 2007/14381 kot nolu markanın 556 sayılı KHK'nin 7/1 maddesi anlamında ayırt edilemeyecek kadar benzer oldukları, davacı şirkete ait 2001/458, 2001/459,
2006/40367 ve 1999/204704 kot nolu markalarla çekişmeli 2007/14381 kot nolu markanın 556 KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında iltibas veya iltibas tehlikesi yaratacak derecede benzer oldukları gerekçeleriyle davalıya ait çekişmeli 2007/14381 kot nolu markanın V-8 nolu bölümde yer alan hizmetler yönünden hükümsüz kılınmasına, diğer hizmetler yönünden hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Davalı vekiline gerekçeli karar 26.05.2011 günü usulünce tebliğ edilmiş olup, davalı vekili tarafından hüküm HUMK'nun 432 nci maddesinde yazılı süre geçirildikten sonra 23.08.2011 tarihinde temyiz edilmiştir. Aynı Yasa'nın 432/4 ncü maddesine göre süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün 3-4 sayılı İBK uyarınca Yargıtay da bu konuda bir karar verebileceğinden davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir
2- Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Karar tarihinde yürürlükte olan 1086 Sayılı HUMK'nun 382 ve devamı maddeleri ile inceleme tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK’nun 294 ve sonraki maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir.Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir.
Somut olayda mahkeme kararının hüküm kısmı "Davalıya ait 2007/14381 tescil numaralı GENÇ TAŞKIRANLAR adlı markanın V.8 nolu bölümünde yer alan hizmetler yönünden hükümsüz kılınmasına" şeklindedir. Marka hükümsüzlük davalarında belli ürünler için hükümsüzlük kararı verilmesi ancak yönetmelikteki emtia sınıfları belirtilmek suretiyle karara bağlanabileceğinden davaya konu markanın tescilli olduğu sınıflar gözetildiğinde verilen bu kararın infazında tereddüt doğacağı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle infazı kabil karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10543, K. 2012/18085, 13 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama