KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10813 E., 2012/17614 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
705 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/03/2011 tarih ve 2010/21-2011/89 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı banka vekili ve davalı ... Telekominikasyon A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka nezdindeki hesabından rızası dışında internet bankacılığı yolu ile kimliği meçhul kişilerce bankanın güvenlik açıklarından istifade ile 28.150.-TL.'nin başka kişilere aktarıldığını, bu işlemlerin yapılması sırasında sahte kimlik, sahte vergi levhası ve yine sahte imza sirküleri tanzim edilerek, bu belgelerle diğer davalıya müracaat ederek sim kartını iptal ettirilip, yeni bir sim kartı çıkartıldığını ve bu suretele müvekkilinin şifrelerinin ele geçirildiğini ileri sürerek sürerek 28.150.-TL.zararın ticari faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Banka vekili, müvekkilinin kusuru olmadığını, davacının ve diğer davalının kusurlu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkilinin kusuru olmadığını, davacının ve diğer davalının kusurlu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların meydana gelen olayada kusurlu bulundukları, davacının da 1/5 oranında müterafik kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 24.327,86.TL'nin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı Banka vekili ve davalı ... Telekominikasyon A.Ş vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı .... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili ile davalı ... Telekominikasyon A.Ş vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı Banka nezdinde açılmış olan davacıya ait hesaptaki paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlem sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi). Bu tanımlamaya göre mevduat, ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Borçlar Kanunu’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde usulsüz işlemin gerçekleşmesinde davalı ... Telekominikasyon A.Ş'nin de 2/5 kusurlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, davacı ile bu davalı arasında internet bankacılığı ile ilgili bir sözleşme olmadığı gibi, dava konusu iddia edilen zarar, aslında diğer davalı Banka'nın zararıdır. Davacının alacağı, davalı Banka açısından aynen devam etmektedir.
Davacı talebini, akidi davalı Banka'ya yöneltmelidir. Şayet usulsüz işlemde davalı ... Telekominikasyon A.Ş'nin bir kusuru mevcut ise, bu hususu ileri sürme hakkı, mevduatı saklamakla yükümlü, zarar gören davalı Banka'ya aittir. Bu durum karşısında, davacının açtığı davada davalı ... Telekominikasyon A.Ş'ye husumet düşmeyeceği dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle anılan davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Ayrıca, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacıya kusur izafe edilmesi de doğru değildir. İşlemin nasıl gerçekleştiği tam olarak belirlenememiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, davalı Banka davacı hesabındaki parayı aynen davacıya iade etmekle yükümlüdür. Davacının zararın meydana gelmesinde kusurunun bulunduğu hususu kanıtlanmamıştır. Davalı Banka, hesaptan usulsüz şekilde alınan paranın tamamından davacıya karşı sorumludur. O halde, davacının hesabındaki paranın tamamının davalı Banka'dan tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamış bu nedenlerle kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10813, K. 2012/17614, 7 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama