KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/10915 E., 2012/17507 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 14/03/2011 tarih ve 2010/732-2011/99 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket aleyhine davalının 01.09.1995 tanzim, 10.01.2000 vade tarihli 82.000 DM bedelli bonoya dayalı icra takibinin kesinleştiğini, bonoyu 17.12.1998 tarihinde şirketi temsil yetkisi olmayan ...’in şirket adına kaşe basıp imzaladığı,
bu bononun hisse senedi devrinin teminatı olarak davalıya gerçekte bu tarihte verildiğini, tanzim tarihinin boş, damga pulunun 1997 yılına ait olduğunu 17.12.1998 tarihli sözleşmenin bononun tanzim amacını gösterdiğini ve davalının sözleşmeyi imzalayarak bonoyu teslim aldığını, ...’nin hisse devri yapamaması üzerine tanzim tarihinin davalının, ...’nin yetkili olduğu dönem içinde kalan 01.09.1995 olarak doldurup takibe koyduğunu, nakden yada malen kaydı bulunmayan ve ... tarafından kişisel olarak teminat amacıyla keşide edilen bononun müvekkilini bağlamayacağını,
2002 yılı genel kurulunda hem şirket ortaklığından hem yönetim kurulu başkanlığından ...’nin çıkarıldığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu, davalı ile hiçbir ticari ilişkinin bulunmadığını, şirketin dolandırılmaya çalışıldığını ileri sürerek, anılan senet nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitini ve %40 tazminatın tahsilini istemiş, daha sonra ise 28.04.2003 tarihli kur ile davayı istirdat davasına dönüştürdüklerini bildirmiştir.
Davalı vekili, tanzim tarihinin gerçeği yansıtmamasının bononun geçerliliğini etkilemeyeceğini, tanzim tarihinde ...’nin davacıyı temsile yetkili olduğunu, davacının teminat senedi olduğunu iddia etmesine ve hisse devri olmadığına göre teminat bonosunun işleme konulabileceğini, şirket yöneticileri aleyhine cezai soruşturma başlatıldığını, 17.12.1998 tarihli protokolü davalının imzaladığını, yanıt ve 17.02.2005 ve 29.12.2005 tarihli dilekçelerinde savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı asil, davacı yetkilisi olduğunu beyan eden ...’nin şirketin hisse senedi karşılığı istediği 80.000 DM’nı teminat senedi olarak bu kişiye ödediğini, daha sonra hisse senedi vermediğini, iddia edilen protokolü görmediğini ve imzalamadığını, 14.09.2006 tarihli oturumda savunmuş, davalı vekili bono karşılığında nakit ödeyen müvekkiline parayı geri vermeyince ortak yapılmak istendiğini, senedin teminat senedi olmadığını, sözleşmenin sahte olduğunu, imzanın müvekkiline ait olmadığını 06.11.2007 tarihli dilekçelerinde savunmuştur.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, tüm dosya kapsamına göre, davaya konu bononun 1997 yılından sonra keşide edilmiş olması karşısında bu tarihte ...'in şirketi tek başına temsil edemeyeceği, bononun şirketi bağlaması için ... ile birlikte diğer bir yöneticininde imzasının bulunması gerektiği, ancak imzaların sadece ...'e ait olduğu, bu nedenle de şirketin bu bonodan dolayı borçlu olamayacağı, davacı şirketin borçlu olmadığı halde İst. 5. İcra Müd.
2002/17368 sayılı dosyasına 08.11.2002 tarihinde 94.072,50 TL, 11.11.2002 tarihinde (dava tarihi) 8.170,00 TL para yatırdığı ve bu paranın davalı ...
Tıraş tarafından çekildiği gerekçeleriyle davacının davalıya dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ve dava istirdada dönüşmekle davacının İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2002/17368 nolu dosyasına yatırdığı 102.242,50 TL nın davalıdan alınarak davacı tarafa istirdaden verilmesine, bu miktarın 94.072,50 TL sına 08.11.2002 tarihinden itibaren 8.170,00 TL sına dava tarihinden itibaren değişen oranlardaki yasal faizin uygulanmasına, davacının ister olduğu %40 icra inkar tazminatı isteme koşulları doğmadığından bu talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/10915, K. 2012/17507, 6 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama