KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/11556 E., 2012/18610 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
563 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/05/2011 tarih ve 2005/5-2011/244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı bankaya devredilen Anadolu Bankası A.Ş. arasında imzalanan emeklilik gelir sözleşmesine göre davalı tarafından ödenen 270.000 TL’nın hiçbir ekonomik değer ifade etmediğini, bu nedenle sözleşmenin feshi için ihtarname düzenlendiğini, edimler arasındaki açık dengesizlik nedeniyle sözleşmenin taraflar arasında devamının beklenemeyeceğini ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile müvekkilinin ödediği 12.600 DM’nın 24.08.1981 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte fiili ödeme günündeki rayici ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, benimsenen bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında sözleşme temelinin çöktüğü, davalı bankanın tasfiye sürecine girdiği ve bu amaçla düzenlenen sözleşmelerin tümünü feshettiği, bu nedenle davacının sözleşmenin feshine yönelik talebinin konusuz kaldığı ve bu konudaki talebin kesinleştiğinin anlaşıldığı, davacının dava tarihi itibariyle, davalı bankaya yatırmış olduğu paranın, ana para karşılığının 12.600 DM olduğu, faizli toplamının 17.467,50 DM olduğu ancak davalı bankanın da yaptığı Türk Lirası ödemeler toplamının DM karşılığının 3.123 DM olduğu,
bu miktarın faizli toplamdan tenzili sonucunda dava tarihi itibariyle davacının 14.344,50 DM alacağa hak kazandığı ancak DM para birimi üzerinden yani yürürlükte olmayan bir para birimi üzerinden hüküm kurulamayacağından davacının alacağının yürürlükteki Euro bazındaki karşılığının 7.356,15 Euro’ya tekabül ettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 7.356,15 Euro’nun dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi gereğince faiziyle birlikte fiili ödeme tarihindeki TL karşılığının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Ancak, davacının 1981 yılında, yıllık peşin 1.800 DM tahsilatlı ödeme ile 1987 yılına kadar 12.600 DM ödediği, buna karşılık bankanın 1988 yılından başlayıp 1999 yılı itibariyle ayda 270.000 TL emeklilik aylığı ödediği dosya kapsamıyla sabit ve uyuşmazlık konusu değildir.
Taraflar arasındaki 24.08.1981 tarihli Emeklilik Geliri Beyannamesi Sözleşmesinin 4. maddesi “Hesabın kapanması halinde, Anadolu Bankası emeklilik geliri ödemelerini yapmaz, ancak yatırılan dövizlerin yatırılış tarihindeki alış kurundan Türk Lirası karşılıkları ile her bir yıla ait aidatlar ve oranlar üzerinden yıllık basit tahakkuk metoduna göre hesaplanan meblağlar toplamı hesap sahibine Türk Lirası olarak ödenir.” hükmünü haizdir.
Esasen, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine, davacı adına açılan hesabın niteliğine ve yine davalı tarafından davacıya gönderilen hesap ekstrelerine göre davacı tarafından DM üzerinden yatırılan dövizin o günkü banka alış kuru karşılığı üzerinden TL'ye çevrilerek vadeli mevduat hesabına aktarıldığı ve bu hesaba da davalı bankaca belirlenen oranlarda mevduat faizi tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, anılan sözleşme uyarınca yatırılan dövizlerin, ödeme tarihlerindeki kur karşılığının esas alınacağına dair taraflar arasındaki sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığından yukarıda anılan sözleşme hükmüne göre hesaplama yapılarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken hatalı bilirkişi raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/11556, K. 2012/18610, 19 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama