KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/12025 E., 2012/6113 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/07/2010 tarih ve 2009/229-2010/1631 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin iki ayrı müşterisi ile rehber yapımı konusunda anlaştığını ve yapılan rehberleri davalı aracılığı ile müşterilere gönderdiğini ancak mal bedellerinin tahsil edilememesi üzerine icra takibi başlattıklarını, takibe itiraz üzerine açtıkları davaların, söz konusu rehberlerin teslim edildiğinin kanıtlanamaması üzerine reddedildiğini, davalının teslim ödevini yerine getirmediğinin bu şekilde belirlendiğini ileri sürerek, 1.500 TL tazminatın teslim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davasını kanıtladığı gerekçesiyle davanın kabulü ile 1.500 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, alıcılarına gönderilen rehberlerin teslim edilmemesinden kaynaklandığı iddia olunan tazminatın tahsili talebine ilişkindir.
Taşıma işlerine ilişkin uyuşmazlıklar 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 762. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, bu amaçla gerekli tanımlamalar yapılarak tarafların hak ve sorumlulukları, taşıma usul ve esasları ile zamanaşımı süreleri belirlenmiş ancak aynı Yasanın 764. maddesinde, denizde taşıma işleriyle deniz ve havayollarına ilişkin taşıma işlerine ve posta idaresine ilişkin özel hükümlerin saklı olduğu belirtilmek sureyle bu türden uyuşmazlıkların özel olarak düzenlendiğine işaret edilmiştir.
Somut olayda, dosya evrakı incelendiğinde, davacı tarafça, davaya konu edilen rehberlerin davalıya teslim edilmesine karşın davalının gönderileri alıcıya hiç teslim etmediğinin iddia edildiği, ancak gönderinin şekli ve niteliği konusunda taraflar arasında her hangi bir çekişmenin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davaya konu uyuşmazlıkta uygulanması gereken norm, 5584 Sayılı Posta Kanunu ile bu Kanuna dayalı olarak çıkartılmış bulunan tüzük ve yönetmelik hükümlerinden ibarettir. Nitekim posta işlemlerine ilişkin özel düzenlemeler içeren Posta Kanununun 47. maddesinde zamanaşımı konusu özel olarak düzenlenmiş ve bu türden uyuşmazlıklarda talep ve dava hakkının bir yıl sonunda zamanaşımına uğrayacağı ve zamanaşımı süresinin posta ile gönderilen madde ve paraların
postaya verildiği tarihin ertesi günü başlayacağı hükmü getirilmiştir. Bu düzenleme kapsamında, davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde zamanaşımı def’inde bulunulmuş ancak mahkemece her hangi bir gerekçe gösterilmeksizin davalı tarafça ileri sürülen zamanaşımı def’inin reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafça davanın 02.02.2009 tarihinde açıldığı ve davaya konu gönderilerin 31.05.2005 tarihinde davalıya teslim edildiğinin bildirildiği göz önünde bulundurulmak suretiyle, öncelikle davalı vekilince ileri sürülen zamanaşımı def’i değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekirken, değinilen husus üzerinde durulup tartışılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/12025, K. 2012/6113, 16 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama