KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13116 E., 2013/15871 K.·Asıl Ve Birleşen Davada
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
504 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/04/2011 tarih ve 2010/495-2011/122 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile ihbar olunan vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/09/2013 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde hesabının bulunduğunu, 21.11.1984 tarihi itibariyle müvekkilinin hesap bakiyesinin 22.955,89 DM olduğunu, bu tutarın faiziyle birlikte ödenmesi konusunda davalı tarafa ihtarda bulunulduğunu ancak davalı verdiği yanıtta müvekkilinin hesabında bulunan paranın 3182 sayılı Bankalar Kanunu’nun 36. maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresine göre 28.06.1995 tarihinde 1190,16 DM üzerinden T.C.Merkez Bankası'na devredildiğini belirtmiş olduğunu, davalının üzerine düşen yasal yükümlülüklerinin hiçbirini yerine getirmemiş bulunduğunu ileri sürerek,
fazlaya ait hakları saklı kalmak kaydıyla 22.955,89 DM alacağın 21.11.1984 tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte şimdilik 6.000,00 YTL kısmının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davasında da; bakiye alacağın tahsili için yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıya ait döviz tevdiat hesabının 10 yıllık zamanaşımı süresini doldurmuş olması nedeniyle 28.06.1995 tarihinde 1190,16 DM üzerinden Merkez Bankasına devredildiğini, bankanın Gümüşhane Şubesi nezdinde ise davacı adına kayıtlı herhangi bir hesabın bulunmadığının belirlenmiş olduğunu savunarak, davaların reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davacının davalı nezdinde 22.955.89 DEM tutarında hesabının olduğu, daha önce davacıya 3186 sayılı Kanuna uygun tebligat yapılmadığı, zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, davalının 22.08.2005 tarihinde temerrüde düştüğü, davacının alacağını avans faiziyle talep edebileceği, alacağın likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 6.000 TL'nin 22.08.2005 tarihinden tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile toplam 29.090.78 TL üzerinden davalının itirazının iptaline, asıl alacak tutarı 13.579.93 TL'sine takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına ve 11.636.31 TL inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile ihbar olunan vekili temyiz etmiştir.
1- Bir davada kararı temyiz etme hakkı, yalnız taraflara veya hüküm ile kendisine mükellefiyet yüklenen veya bir hakkı ihlal edilen kimseye veyahut kanunun açıkça belirttiği mercilere aittir.
Temyiz isteminde bulunan TMSF talebe konu davada ihbar olunan konumundadır. İhbar eden tarafın temsilcisi olarak davaya katılmamıştır. Karar başlığında davalı olarak gösterilmemiş, aleyhine de hüküm kurulmamıştır. O halde, ihbar olunan TMSF vekilinin kararı temyiz etmede hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13116, K. 2013/15871, 17 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama