KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13294 E., 2013/16893 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2013
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.03.2011 tarih ve 2009/663-2011/158 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.09.2013 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili bankanın... müşterilerinden olduğunu, davalı lehine 15.07.2004 tarihinde 133.000 Euro bedelli ihracat akreditifi açıldığını ve 23.7.2004 tarihinde teyidin eklendiğini, 02.08.2004 tarihinde 55.800 Euro bedelli vesaikin Banca Di Roma SPA’ya gönderilmiş olduğunu ve 5.8.2004 tarihinde bu vesaik için vade teyidi mesajının alınmış olduğunu, davalının talimatına istinaden 10.08.2004 tarihinde iskonto edilerek davalıya ödendiğini, bunun Banca Di Roma SPA’ya bildirildiğini, bu bankanın İtalyan kanunlarına göre ödemeyi durdurma kararının olduğunu bildirdiğini, davalı firmanın 55.800 Euro sebepsiz zenginleştiğini ileri ürerek anılan meblağın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın bir yıllık zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin ihraç edilen mallarla ilgili hata veya aybının olmadığını savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflara arasında teyit sözleşmesi ile kurulan garanti sözleşmesine konu borç asıl borcun varlığına ve geçerliliğine bağlı fer’i olmayan bağımsız bir borç olduğu, dolayısıyla davacının dava dışı yanlarla aralarında olan yükümlülüklerden bağımsız olarak davalıya akreditif bedelini ödeyeceği, vadesini beklemeden akreditif bedelini iskonto ederek ödemede bulunan davacının işlemin rizikosunu üstlendiği, davacının anlaşma gereği bedelini aldığı ödeme nedeniyle sebepsiz zenginleşmeyi iddia edemeyeceği, kaldıki doğrudan lehtara karşı talepte bulunamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, akreditif ilişkisine dayalı olarak davacı banka tarafından yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davalı lehtardan tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davacı tarafın delil listesinin ekinde (Ek 2) ile sunulan ve sureti dosya içinde bulunan 02.08.2004 tarihli davacı bankanın...
Şubesi'ne muhatap yazıda “ilgide kayıtlı akreditifimize tatbik olunan tüm rezervleri peşinen kabul ederiz.” şeklinde ifadeler bulunduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda ve mahkeme gerekçesinde anılan belgedeki ifadenin ne anlama geldiği, davalının akreditife konulacak rezervleri kabul edip etmediği hususu değerlendirilip, ayrıca dosyada bulunan Banca Dı Roma SPA tarafından çekilen 26.08.2009 tarihli faksta bahsedilen İtalya ...
Mahkemesi'nin 12.02.2007 gün ve karar no 62/07, cont. No. 868/05 R.G.A.C, cron. No. 541 107, rep.99/7 kararı ile ihracatçı ile ithalatçı arasındaki sözleşmenin Türk şirketi tarafından ciddi temerrüdü sebebiyle ihtiyati haczin sağlandığı ve yeni bir hukuki tedbire kadar bütün miktarların ödenmesinin durdurmak için Banca Dı Roma SPA- ...
Şubesi'ne emir verildiği, bu nedenle taraflar arasındaki ihtilafa müdahale edilemeyeceği şeklindeki beyanın da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13294, K. 2013/16893, 26 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama