KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13302 E., 2012/20717 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
558 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31.12.2009 gün ve 2007/434-2009/880 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı S.Sistem Lojistik Hizmetleri A.Ş. vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, 24/05/2006 tarihinde İstanbul Atatürk Hava Limanı depolarında yangın meydana geldiğini, depolardaki eşyanın zarar gördüğünü, yükte meydana gelen hasar karşılığında 571.195,06 Euro tutarını yük ilgilisi sigortalılarına ödediğini, davalıların meydana gelen zarardan sorumlu olduklarını, müvekkilinin sigortalının hakkına halef olduğunu ileri sürerek, 571.195,06 Euro alacağın faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; esas hakkında mahkemece karar verilmesinden sonra, davalı DHMİ Genel Müdürlüğü’ne karşı açmış oldukları davadan feragat etmiştir.
Davalı DHMİ Genel Müdürlüğü vekili, müvekkilinin olayda kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalılar Maliye Hazinesi vd. vekili, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Sistem Loj. Hiz. A.Ş. vekili, gerek haksız fiili gerekse sözleşmesel olarak müvekkilinin olayda sorumluluğun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davalı DHMİ Genel Müdürlüğü’nün görev itirazının kabulüyle, bu davalı yönünden adli yargının görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın bu dosyadan tefrik edilerek yeniden esasa kaydının yapılmasına, bu davalılar hakkındaki yargılamanın tefrik edilen dosya üzerinden devam edilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Sistem Loj. Hiz. A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, sigorta hukukundan doğan rücuan tazminat istemine ilişkindir. HUMK’nun 48/2. maddesi uyarınca, “Aynı mahkemede görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki ilk derece mahkemesi kararları hakkında istinaf yoluna;
bölge adliye mahkemesi kararları hakkında ise temyiz yoluna ancak hükümle birlikte gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına bölge adliye mahkemesinde hükmün kaldırılarak esastan incelenmesi, Yargıtay’da bozma sebebi teşkil etmez.” Buna göre tefrik kararının tek başına temyiz kabiliyeti olmadığı gibi, ancak asıl kararla birlikte temyizi mümkün bulunduğundan davalı Sistem Loj. Hiz. A.Ş’nin tefrik kararına yönelik temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ayrıca, davacı, davalılardan DHMİ Genel Müdürlüğü hakkındaki davadan, anılan davalı bakımından yargı yolu nedeniyle davanın reddi kararı verilmesinden sonra ibraz edilen dilekçe ile feragat etmiştir.
Uyuşmazlık, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri nitelikte olup, davadan feragat; hüküm kesinleşinceye değin yapılabilir ve karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığı gibi yapıldığı anda kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Davacı vekilinin mahkemece bu davalı hakkında verilen karar henüz kesinleşmeden önce dile getirdiği yine aynı davalı hakkındaki davadan feragate ilişkin beyanının, HMK’nun 74 ve 307 vd. maddeleri uyarınca sonuç doğurucu nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
Yargıtay İBK’nun 11.04.1940 gün ve 70 sayılı kararının gerekçesi ve aynı gerekçeye dayalı olarak verilen HGK’nun 21.11.1981 gün ve 1981/2-551 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, yerel mahkemeler kanunda gosterilen istisnalar dışında kendi hükümlerini kendileri kaldıramazlar ve/veya önceki hükmü ortadan kaldıran mahiyette bir karar veremeyecekleri gibi ilk derece mahkemelerinin kararlarını bozup kaldırma yetkisi Yargıtay Kanunu’nun 1. maddesi ile HUMK’nun 428. maddesi uyarınca münhasıran Yargıtay'a aittir. Bu durumda, davalılardan DHMİ Genel Müdürlüğü bakımından verilen görevsizlik kararından sonra dahi olsa, anılan davalı hakkındaki davadan feragate ilişkin bir hüküm verilmesini teminen yerel mahkemenin davalı DHMİ Gen.Md. hakkındaki kararının dahi bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13302, K. 2012/20717, 13 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama