KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13830 E., 2012/2224 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/03/2010 tarih ve 2009/508-2010/77 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin Organize Sanayi Bölgesinin (EOSB) katılımcıları olduklarını, dava konusu Eskişehir Endüstriyel Enerji Elektrik Üretim A.Ş.’nin (EEE A.Ş.) Sanayi Bölgesindeki firmaların elektrik enerjisini karşılamak amacıyla OSB’lerin tüzel kişiliğe sahip olmasına ilişkin kanundan önce sermayesinin büyük bir kısmı EOSB bütçesinden karşılanarak kurulduğunu,
4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanununun geçici 6. maddesinde “OSB kurmak amacı ile müteşebbis heyeti meydana getiren kurum ve kuruluşlar adına iktisap edilmiş bulunan tüm … binalar ve ortak tesisler OSB tüzel kişiliği lehine tapuda tashihen tescil edilir” hükmü uyarınca, tüzel kişilik sorunu nedeniyle ESO adına kaydedilmiş şirket hisselerinin sonradan tüzel kişilik kazanan EOSB’ye devri gerekirken, yasanın 2. maddesi uyarınca ESO’nun, EOSB’nin de müteşebbis heyeti sıfatını taşıyan oda meclisinin yasadan kaynaklanan bu yükümlülüklerini yerine getirmediklerini,
zarara uğrayan müvekkillerinin dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu ileri sürerek, şirketin ... adına kayıt ve tescilli olan hisselerinin bedelsiz olarak Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi tüzel kişiliği adına kayıt ve tescili gerektiğinin tespitini talep etmiştir.
Davalı EOSB vekili, davanın müvekkilinin temsil ve ilzama yetkili Yönetim Kurulu tarafından açılabileceğini, eda davası açılacak halde tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığını, şirket hisselerin ESO’ya ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ESO vekili, davanın EOSB yönetim kurulu tarafından açılabileceğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, EOSB’nin ESO’nun müteşebbis heyetliği altında kurulduğu, yönetiminin de ESO Oda meclisine verildiği, 1998 yılında kurulan EEE A.Ş.’nin ana sözleşmesinde hisselerin tamamına yakınının ESO’ya ait olduğunun belirtildiği,
2000 yılında yürürlüğe giren 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu ile özel hukuk tüzel kişiliği kazanan OSB’nin kuruluşunda müteşebbis heyetin görevinin, bölgede kurulacak tüm işletmelerin 2/3'ünün üretime geçmesi veya bölgenin kredi borcunun tamamen ödenmesinden sonra sona ereceğinin, geçici 2. maddesinde, genel kurul ve müteşebbis heyet görevlerinin oda meclisleri tarafından yürütüleceğinin, yönetim kurulu üyelerinin oda meclisi üyeleri arasından seçileceğinin düzenlendiği,
anılan kanunla ilgili yönetmelikte ilk genel kurul toplantısı çağrısının müteşebbis heyet tarafından yapılacağı, müteşebbis heyetin katılımcılardan oluşacak genel kurulu toplantıya çağırmaması halinde katılımcıların genel kurulu toplantıya çağırmak için mahkemeden izin isteyebileceklerinin belirtildiği,
somut olayda EOSB müteşebbis heyeti olan ESO Oda Meclisinin EOSB Genel Kurulunu toplantıya çağırmak zorunda iken çağırmadığı ve yönetmeye devam ettiği, bu durumda katılımcılarca mahkemeden izin istenebileceği, genel kurulda tüzel kişiliği temsil edecek yönetim kurulu oluşturulmadan doğrudan dava açma sıfatlarının olmadığı gerekçesiyle, davacıların sıfat yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13830, K. 2012/2224, 20 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama