KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/13961 E., 2012/21309 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Aralık 2012
- Mahkemesi
- TİCARET MAHKEMESİ
Karar Metni
847 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.04.2011 tarih ve 2006/967-2011/191 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin Arnavutluk’ta bir ihaleye katılmak için konsorsiyum oluşturduklarını, davacı ...’in de konsorsiyumu temsilen ihaleye katılmak üzere 13.09.2006 tarihinde davalının işlettiği uçağa bindiğini, 2 koli ve bagajının da uçağa alındığını, Tiran’da uçaktan indiğinde 2 adet kolisinin uçaktan çıkmadığını, firma yetkilileri ile görüştüğünde pilotun talimatı ile uçuş güvenliği için 45 adet kolinin uçaktan indirildiğini öğrendiğini, kolilerin ihale günü THY’na ait uçakla gönderildiğini, ancak ihaleye katılamadıklarını,
davalının kasta yakın ağır kusuru bulunduğunu ve Varşova Konvansiyonu hükümlerine göre sınırsız sorumluolduğunu, ihale dokümanı alım bedeli 300 Euro, ...’in ihale yeri ziyareti masrafları 500 Euro, ihale projesi hazırlayan firmaya ödenen 73.500 Euro, ihale teminat mektubu masrafı 2.500 Euro, Levent’in Tiran-İstanbul, İstanbul Tiran uçuş masrafları 1.500 Euro, Levent’in İstanbul’da konaklama masrafı 600 Euro, ihale dokümantasyon ve kopyalama masrafları 3000 Euro olmak üzere toplam 81.900 Euro, ihaleye katılamama nedeniyle prestij kaybı yaşadıklarını, manevi zararlarının da doğduğunu ileri sürerek,
fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000 Euro maddi ve 15.000 Euro manevi tazminatın faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşıma ilişkisinin sadece davacı ... ile kurulduğunu, diğer davacıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacının şahsi bagajının taşındığını, diğer 2 kolinin bagaj niteliği olmayıp kargo niteliğinde olduğunu, pilotun talimatı üzerine uçuş güvenliği nedeni ile diğer 45 koli ile birlikte uçaktan indirildiğini, ertesi gün davacıya gönderildiğini, davacının da ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kolileri kabul ettiğini, davacının
bagaj olarak 20 kilonun üzerinde yük için ayrı ücret ödemesi gerektiğini bilebilecek durumda olmasına rağmen bagaj olarak taşıtmaya çalıştığını, ticari değeri olan kargo olduğu görevli personele söylense idi konişmento düzenlenip ücret alınarak taşınacağını, kargo muamelesi görmeyen yükle ilgili olarak sorumluluğun sınırlı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ...’in 50 kilo bavul ve 2 koliden oluşan bagajı davalıya teslim ettiği, bagaj kuponu verildiği, Check-in sırasında davalı taşıyıcı adına işlem yapan personelin uçaktan indirilen eşyayı bizzat görüp tartmalarına rağmen kolileri bagaj olarak alıp kabul ettikleri, bu nedenle eşyaların kargo özelliği taşıdığından bahisle uçaktan indirilme imkanı bulunmadığı, davalı taşıyıcının sınırsız sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, üzerinde ihale evrakı olduğuna dair uyarı yazısı bulunan yükü kabul eden personelin davalının ifa yardımcısı olduğu,
bunların kusurundan kaynaklanan zarardan davalının sorumlu olduğu, oluşan fazla yükün indirilmesini önleme görevinin de taşıyıcıya ait olduğu, ancak davalının bu konuda herhangi bir girişimde bulunmadığı, bu hareketsizliği nedeniyle oluşan tüm zarardan sorumlu olduğu, davalının geciken eşyayı bagaj olarak değil de yük olarak almasına rağmen hava taşıma senedi düzenlemediğinden yükün bagaj olarak kabulü gerektiği, taşıma sözleşmesinin davacı ... ile yapıldığı, diğer davalıların aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, davacının zararının toplam 171.731,78 TL olarak hesaplandığı,
BK’nun 41-44 maddeleri uyarınca indirim yapılması gerektiği, toplam zarardan 2/3 oranında indirim yapıldığında belirlenen zararın 30.604,48 Euro olduğu, davacının da kazanma ihtimali yüksek bir ihaleye bir gün kala evrakları yanında getirip 20 KG’dan fazlasının alınmayacağını öngörmemekle müterafik kusurlu olduğu, manevi tazminatın koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak 57.243,00 TL karşılığı 30.604,48 Euro zarardan 5.000 Euro’nun faizi ile birlikte tahsili ile davacı ...’e ödenmesine, manevi tazminat davasının ve diğer davacıların açtığı maddi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davacılara ait kolilerin davalı tarafından usulüne uygun taşınmaması nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir.
Davacılar vekili dava dilekçesinde ve replik dilekçesinde, davacı şirketlerin Arnavutluk’ta yapılacak bir ihaleye katılmak üzere ortak girişim grubu oluşturduklarını, davacı ...’in de söz konusu ihaleye şahsen katılmayıp konsorsiyumu temsilen Arnavutluk’a gittiğini ve konsorsiyumu temsilen davalıya ait uçakta yolculuk ettiğini, taşınan kolilerdeki evrakın da ihale evrakı olup davacı şirketlere ait olduğunu, meydana gelen zararın da davacı şirketlerin malvarlığında meydana geldiğini,
konsorsiyum üyeleri davacı şirketler doğrudan taşıma sözleşmesinin tarafı değillerse de (tüzel kişilerin yolcu taşıma sözleşmesinde fiilen taraf olmalarının da mümkün bulunmamasına göre) söz konusu zararın davacı şirketlerin zararı olduğunu, ihaleye katılamama nedeniyle şirketlerin prestij kaybettiğini ileri sürerek,
maddi ve manevi tazminat talebinde bulunduğuna göre mahkemece, somut olayda davacı şirketler ile davacı ... arasında doğrudan temsil ilişkisi söz konusu olup temsil yolu ile yapılan hukuki muamelenin hukuki sonuçları, bu muameleden doğan hak ve borçlar, temsil olunana ait olacağı (BK’nun 32.maddesi) cihetle, davacı şirketlerin aktif dava ehliyetine sahip olduğu, davalı ...’in ise taşıma sözleşmesinin tarafı olmakla birlikte temsilci sıfatı ile hareket ettiği için aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, söz konusu zararın davacı ...’in malvarlığında değil, davacı şirketlerin malvarlığında meydan geldiği,
talep edilen zarar kalemlerinin davacı şirketlerin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu nazara alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir
2-Bozma neden ve şekline göre, taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/13961, K. 2012/21309, 20 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama