KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14370 E., 2012/21013 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
495 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Afyonkarahisar 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/04/2011 tarih ve 2010/387-2011/165 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı ... ile eşi ... arasındaki acentelik sözleşmesi uyarınca eşi adına vekaletname ile sözleşmeyi yürütürken işlerinin bozulması nedeniyle maddi sıkıntıya düştüğünü, bu sırada davalı ... şirketine kendisine ait Afyonkarahisar Şekerbank Şubesi'nin 30/07/2001 keşide tarihli 20.000,00 TL, 31/05/2001 keşide tarihli 15.000,00 TL, 30/04/2001 keşide tarihli 15.000,00 TL, 30/06/2011 keşide tarihli 15.000,00 TL bedelli çekleri ödendiğinde eşinin acentelik borcundan düşülmek üzere keşide ederek davalı şirket yetkililerine teslim ettiğini, çekleri ödeyemediğini iddia ederek, 4 adet çekden dolayı davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının menfi tespit davası ile tespitini talep ettiği alacak tutarının daha önce Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2010/9 -2010/56 E.K. sayılı dosyası ile karara bağlandığını, bu nedenle kesin hüküm bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşi ...'ın davalı ... ile 09/03/1994 yılında imzalanan acentelik sözleşmesi imzaladığı, davacının eşi adına vekaletname ile bu sözleşmeyi yürüttüğü, sözleşmeyi yürütürken işlerinin bozulması nedeniyle maddi sıkıntıya düştüğü, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan borçlarına karşılık davacının kendisine ait Şekerbank Afyon Şubesi'nin 4 adet çekini davalı şirket yetkililerine teslim ettiği, çeklerin ödenmemesi üzerine davalı tarafın şikayetine istinaden Beyoğlu 2.Asliye Ceza Mahkemesi'nce karşılıksız çek keşide etmek suçundan davacı hakkında hüküm tesis edildiği,
davacının da bu dosyaya çek bedellerini ödeyeceği hususunda taahhütname sunduğu, kesinleşen 1.Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasındaki kararda da davacının borçlu olmadığını iddia ettiği çeklerle alakalı olarak yapılan takibe itiraz etmeyip takibin kesinleştiği, yine aynı acentanın borçları ile ilgili olarak yapılan takipte davacı ile eşi Züleyha'nın icra dairesine başvururak borcun 79.000,00 TL'lık kısmını kabul ettiklerini beyan ettikleri ve taksitle ödeme hususunda taahhütte bulundukları, bu dosyada da ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığı,
menfi tespit davasına konu edilen çeklerle ilgili olarak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamanın yapıldığı, kararın kesinleştiği gerekçesiyle kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, davacı tarafça keşide edilen çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklandığı gibi, Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen 2010/9 Esas-2010/56 Karar sayılı kararın kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak kesin hükmün oluşması için daha önce görülen davada tarafların, dava sebebinin ve konusunun aynı olması gerekmektedir. Mahkemece somut olayda kesin hüküm olduğu kabul edilen karara ilişkin davanın davalısı, davacı değil onun eşi olan Züleyha Kaçar'dır.Bu durumda görülmekte olan davada işin esasına girip sonucuna göre karar vermek gerekirken kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14370, K. 2012/21013, 17 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama