KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14406 E., 2012/21042 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2012
- Mahkemesi
- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Burhaniye Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/06/2011 tarih ve 2010/296-2011/304 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Converse Inc. ile 29.05.2003 tarihinde Beşiktaş 2. Noterliği'nin 10372 yevmiye nolu sözleşmesi ile imalat, dağıtım ve ticari marka lisans sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye dayanarak Türk Patent Enstitüsü'nün 30.09.1988 tarih ve 107590 ticaret marka nolu Converse ALL Star marka ayakkabıları Türkiye'de üretim ve dağıtım hakkına sahip olduğunu, davalının ayakkabı ticareti yaptığını, 26.04.2005 günü yapılan tespitlerde mağazasında vekil edenine ait markanın taklit edilmiş ürünlerini sattığının ortaya çıktığını ileri sürerek lisans sözleşmesi bedelinin tazminat olarak 26.04.2005 gününden itibaren ticari faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya dayanak yazar kasa fişinde hangi ürünün satışının yapıldığının belli olmadığını, müvekkilinin taklit ayakkabı sattığına dair bir delil bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporu uyarınca davacı şirketin 29.05.2003 tarihinde imalat, dağıtım ve ticari marka lisans sözleşmesi imzaladığı, inhisari lisansa sahip olan kişinin marka sahibinin hakkına tecavüz edilmesi durumunda marka sahibinin 556 sayılı KHK uyarınca açabileceği davaları kendi adına açabileceği, inhisari olmayan lisans sahibi kişilerin ise dava açma haklarının bulunmadığı,
ancak Noter vasıtasıyla yapacağı bir bildirimle gereken davayı açmasını marka sahibinden isteyebileceği, marka sahibince üç ay içinde gerekli davanın açılmaması halinde lisans alanın, yaptığı bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabileceği, davacı şirketin dava açmadan evvel 556 sayılı KHK'nin 73. maddesinde belirtilen bildirimi yerine getirmediği gerekçesiyle aktif dava ehliyeti yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
556 sayılı KHK'nin 21. maddesi sadece inhisari lisansa sahip olanların, marka sahibinin markadan doğan haklarına tecavüz edilmesi halinde bu Kanun Hükmünde Kararname uyarınca marka sahibinin açacağı davaları kendi adına açabileceğini, inhisari olmayan lisans sahiplerinin kural olarak böyle bir hakka sahip olmadığını, ancak marka sahibine noter kanalıyla yapacağı bir bildirimden sonra marka sahibinin 3 ay içerisinde dava açmaması halinde bu bildirimi de ekleyerek kendi adına dava açabileceğini ve lisans sözleşmelerinde, bu Kanun Hükmünde Kararnameye aykırı hükümlerin bulunamayacağını ve bulunduğu takdirde geçersiz olduğunu hükme bağlamıştır.
Her ne kadar, mahkeme gerekçesinde de belirtildiği üzere inhisari olmayan lisans sahibinin davadan önce marka sahibinin iznini alması 556 sayılı KHK 21. maddesi gereği ise de, dosya içeriğinden anlaşılacağı üzere dava sırasında marka sahibinin davaya icazetinin sağlanmış olması karşısında mahkemece, uyuşmazlığın esasına girmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14406, K. 2012/21042, 17 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama