KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2011/14473 E., 2012/2749 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
384 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18/03/2010 tarih ve 2003/235-2010/244 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Demirbank Bodrum şubesine gittiğinde 18.941 USD’yi banka çalışanı ...'e vererek hesap açtırdığını, vadesi geldiğinde bankaya gittiğini ve bu çalışanın ayrıldığını öğrendiğini, paranın hesaplarına girmediğinden bahisle ödeme yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik 13,500 USD’nin en yüksek reeskont faizi ile birlikte bankanın devredildiği davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının bankaya verdiği ibraname ile bankadan 5500 USD ve 6200 DEM'i nakten aldığını, Demirbank’ı en geniş anlamda ibra ettiğini, hak ve taleplerinden feragat ettiğini, bu nedenle davanın dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davalı vekilinin sunduğu ibranamede davacının bankayı ibra ettiği, tüm taleplerinden feragat ettiğinin anlaşıldığı, ibranamenin cevap dilekçesi ile 02.12.2003 tarihinde davacı vekiline tebliğ olunduğu, davacının 13.07.2006 tarihinde ibranamenin manevi cebir, müzayaka ve hile alındığından bahisle iptali hususunda ayrı bir dava açıldığı,
mahkemece hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından davanın reddine karar verildiği, davacının temyizi üzerine bu hususun iş bu davada def'i olarak ileri sürülebileceği, ayrı bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığından bahisle sonucu itibariyle kararın onandığı,
kararın kesinleşmesi üzerine davacı vekilinin 16.07.2009 tarihli dilekçesi ile ibranamenin hile ile alındığı yönündeki savunmasının incelenmesini talep ettiği, ancak davacının en geç 02.12.2003 tarihinde ibranameden haberdar olduğu ve 1 yıllık hak düşürücü sürede def’i ileri sürmediği ve ayrı dava da açmadığından ibranameye karşı ileri sürdüğü def'ilerin dinlenme imkanı kalmadığı, davacının talep ettiği alacak yönünden Demirbank’ı ibra ederek tüm haklarından feragat ettiği sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacının ibraname örneğini gördüğü tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde hile, müzayaka hali iddiasını ileri sürmemiş bulunmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2011/14473, K. 2012/2749, 27 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama